Anasayfa Haberler Eski Cuma Panayırı
Eski Cuma Panayırı PDF Yazdır e-Posta
peperuda tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 15 Nisan 2009 17:49

ESKİ CUMA PANAYIRI

 

Tırgovişte (Bulgarca: Tърговище) ya da Eski Cuma, Bulgaristan'ın kuzey doğusunda, 43.667 nüfuslu bir şehirdir. Preslav Dağı'nın güney yamacına, Vrana Nehri kıyısına kurulmuştur. Razgrad'ın 36 kilometre güneyinde, Şumnu'nun 41 kilometre batısında bulunur. Tırgovişte ilinin merkezi olan şehir, eski bir ticaret merkezidir.

18. ve 19. asırlarda, ünlü bir hayvan ve zanaat pazarı hâline geldi. İkinci Cihan Harbi'nden sonra sanayi gelişimi vuku buldu. Akü ve yemek endüstrisi için makinalar üreten fabrikalar açıldı. Daha sonra mobilya ve dokuma sanayileri de gelişti. Bulgaristan'ın en büyük şarap fabrikalarından biri burada bulunmaktadır. Ayrıca şehir kültürel bir merkez niteliğindedir. 2000 yılında, eski bir Roma şehri olan Missionis'in kalıntıları Tırgovişte yakınlarında keşfedilmiştir. Çok milletli bir yapı oluşturan şehirde Bulgarlar nüfusun çoğunu (%55) oluşturmasının yanında azımsanmayacak oranda (%35) bir Türk nüfusu vardır. Nüfusun geri kalanı ise Çingeneler gibi diğer etnik gruplardan ibarettir. Eski Cumanın 19.yy daki gelişimi birebir yıllık yapılan bahar panayırına bağlıdır.  Çok uygun coğrafi yerleşimi olması, Tuna nehri ve Karadeniz’e aynı uzaklıkta bulunması, şehri ticaret merkezi olması için bulunmaz bir hazineydi. Kuzey doğu da kalmasına rağmen Eski Cuma da pamuk yetiştirilirdi. Yalnız pamuk sıcağı sevdiği için tam olgunlaşmadan toplanır, fırınlarda kurutulmak suretiyle pamuk elde edilirdi. Ayrıca mısır, ekin ve keten de yetişirdi. Hayvancılık çok önemli bir gelir kaynağı idi. Son dönemlerde de seramik de ilerlemiş ve sırlanmaya başlamıştı üzerine cila yapılmaya başlandı. Panayır, diğer kuzey- doğu Bulgar şehirlerinin tek uluslar arası bağlantı noktasıydı. Her yıl Hıdrelez zamanı başlar ve sekiz gün sürerdi. Panayır başlamadan 3 önce at ve hayvan pazarı olurdu.  Buna da ‘’Kamşik Panayırı’’ denirdi.  Panayırın ünü, her yıl İmparatorluğun her köşesinden olan insan akışı, farklı kültürlerin tanınması, ticaret, şehrin gelişmesindeki önemli etkenlerdi. Sanat eserleri yapıtlar meydana gelmiş, binalar yapılmış. Bu binalar şu an bile Eski Cuma için önemli amblemlerdir.   Panayır, şehrin 1.5 km kuzey doğusuna kuruldu. Panayır için her yıl küçük bir şehir inşaa edilirdi. Telgrafhaneler, kervansaraylar, hamamlar , imarethaneler. Osmanlı- Rus Savaşı sırasında (1877-78) Panayır yanar. Osmanlının Yeni Panayırın kuruluşu ile şehrin karakteri de değişir.   Panayıra gelen dış ülkeler  :- İngiltere - Avusturya - İsveç- Macaristan- Ermenistan- Yunanistan- İstanbul    Ve Bulgaristan’ın her yerinden       Getirilen Mallar:   Kaba kumaş, metal işleri, fırçalar, kağıt, şallar, eşarplar, ahşap işlemeler, ipek kumaşlar, danteller, suni çiçekler, kibrit, sigara kağıtları, cam, gaz lambaları, mutfak eşyaları, porselen işleri, tükenmez kalemler, mürekkep, yün ama en çok koyun, inek ve at.   Gezilecek yerlerden biriside Tarih müzesi. Bu konak Hacı Angel ‘in ve ailesinin. Üç katlı bir yapı. Mağaza kilerden oluşuyor. Tüccar olan Hacı Angel Yıllık ürünlerini bu kilerde muhafaza ederdi. Orda her yıl yapılan panayır için mallar biriktirilirdi. Konak büyük bir arazi üzerine kurulmuş zamanında. Bir çok işçisi de bulunurmuş. Pamuk, ekin ve mısır işletirlermiş. Ayrıca Koyun da beslerlermiş. Koyunun yünlerinden elde edilen yünlerle iplik ve daha sonra bu iplikler boyanıp çeşitli giysiler dokunurdu.  Giriş  kat yazlık, hanım ve erkek misafir odaları ve mutfaktan oluşmakta. Ev tamamen Osmanlı yapısını andırmakta.Yazlıkta ahşap işlemeli bir bölme ve orda sedir köşesi bulunmakta. Ailenin önemli meseleleri burada konuşulurdu. Kahveler burada içilirdi. Hanımların da misafir odası ayrı idi.  Üst katta ise gelin odası, kayınvalide odası ve çocuk odalarından oluşmakta. Görücü usulü yapılan evlilikler eşler birbirine kaynaşması için daha derince bir odada ağırlanırlardı. Bu oda ayrıca loğusa gelin odası olarak da kullanılırdı. Doğumlar bu odada yapıldıktan sonra bebeğin salıngacı tavana asılır ve gelin hanım oradan 40 gün çıkmazdı.     Tavanlar ahşap işleme, salonda bulunan yazlık köşesi erkeklerin oturduğu ve önemli meselelerin konuşulduğu bölümdür. Yalnız erkek misafir odasının tavanı alçı. Bu da O ailenin ne kadar geniş bakış açısına sahip olduğunu vurgulamakta. Avrupa’da yeni çıkan güzel eserlere de açık olduğunu kanıtlar gibi.

Pazartesi, 22 Mart 2010 21:48 tarihinde güncellendi