<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>çevre arşivleri - İnsan ve Doğa</title>
	<atom:link href="https://www.insanvedoga.com/tag/cevre/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.insanvedoga.com/tag/cevre/</link>
	<description>Doğa hakkında son dakika haberler ve güncel bilgiler bulunmaktadır.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 15 Oct 2024 13:10:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.1</generator>
	<item>
		<title>Çevre Kirliliğinin Sınıflandırılması</title>
		<link>https://www.insanvedoga.com/cevre-kirliliginin-siniflandirilmasi/</link>
					<comments>https://www.insanvedoga.com/cevre-kirliliginin-siniflandirilmasi/?noamp=mobile#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[GeZGiN]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Nov 2023 12:47:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://insanvedoga.com/?p=1068</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çevrenin temel unsurlarından olan doğa, kendine has fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklere sahiptir. Bu özelliler dikkate alındığında çevre kirliliği şu bölümlere ayrılır: l. Fiziksel Kirlenme Çevreyi meydana getiren toprak, su ve havanın fiziksel özelliklerinin tamamının veya bir kısmının insan, hayvan ve bitki sağlığını tehdit edecek, olumsuz yönde etkileyecek biçimde bozulması ve değişmesi olayıdır. Örneğin; çeşitli &#8230;</p>
<p><a href="https://www.insanvedoga.com/cevre-kirliliginin-siniflandirilmasi/">Çevre Kirliliğinin Sınıflandırılması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.insanvedoga.com">İnsan ve Doğa</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-1147 size-full" src="https://www.insanvedoga.com/wp-content/uploads/2023/11/ecoset_musornie_othody_08.jpg" alt="" width="600" height="383" srcset="https://www.insanvedoga.com/wp-content/uploads/2023/11/ecoset_musornie_othody_08.jpg 600w, https://www.insanvedoga.com/wp-content/uploads/2023/11/ecoset_musornie_othody_08-300x192.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></p>
<p>Çevrenin temel unsurlarından olan doğa, kendine has fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklere sahiptir. Bu özelliler dikkate alındığında çevre kirliliği şu bölümlere ayrılır:</p>
<p><strong>l. Fiziksel Kirlenme</strong><br />
Çevreyi meydana getiren toprak, su ve havanın fiziksel özelliklerinin tamamının veya bir kısmının insan, hayvan ve bitki sağlığını tehdit edecek, olumsuz yönde etkileyecek biçimde bozulması ve değişmesi olayıdır. Örneğin; çeşitli fabrika atıklarının akarsu ve göllere boşaltılması, doğal erozyon ile toprakların göl ve denizlere taşınması açık kahverenginden, kırmızı siyaha kadar değişen renk almasına neden olmaktadır. Bu olay suların fiziksel kirlenmesidir.</p>
<p><strong>2. Kimyasal Kirlenme</strong><br />
Doğal çevreyi oluşturan toprak, su ve havanın kimyasal özelliklerinin canlıların hayati faaliyetlerini ve aktivitelerini olumsuz yönde etkileyecek biçimde bozulmasıdır. Örneğin; çeşitli fabrika katı ve sıvı atıklarının verimli tarım arazilerine veya akarsu ve nehirlere boşaltılması söz konusu tarım topraklarının, akarsu ve göllerinin zararlı ağır metallerle kirlenerek kimyasal kirlenmeye maruz kaldığım gösterir.</p>
<p><strong>3. Biyolojik Kirlenme</strong><br />
Doğal ortamı oluşturan toprak, hava ve suyun çeşitli mikroorganizmalarla kirlenmesi ve dolayısıyla mikrobiyolojik yapının bozulması mikrobiyal kirlenmeyi, aynı ortamların mikroorganizmalarla kirlenmesi ise biyolojik kirlenmeyi tanımlar. Örneğin, tarım alanlarının kanalizasyon suyu ile sulanması veya kanalizasyon sularının akarsu, göl ve denizlere boşaltılması ile kanalizasyon sularında bulunan hastalık yapıcı mikroorganizmalar toprağa, suya ve atmosfere geçerek bu ortamların mikrobiyolojik kirlenmesine yol açar.</p>
<p><em>Çevre unsurlarına göre çevre kirliliği 4 gruba ayrılır.</em></p>
<p><strong>a)</strong> Hava kirliliği</p>
<p><strong>b)</strong> Toprak kirliliği</p>
<p><strong>c)</strong> Su kirliliği</p>
<p><strong>d)</strong> Ses kirliliği</p>
<p>Bütün dünyada olduğu gibi, ülkemizde özellikle büyük yerleşin, rintlerinde insanların karşılaştığı en büyük çevre sorunu çöplerdir.<br />
Evsel katı atıkların %68&#8217;ini organik atıklar, talan kısmını ise kağıt, karton, tekstil, plastik, deri, metal, ağaç, cam ve kül gibi maddeler oluşturmaktadır.<br />
Ülkemizde yaklaşık günde 65 bin ton çöp üretilmektedir.<br />
Ülkemizde ve dünyadaki katı atık yönetiminin üç temel ilkesi vardır. Bunlar az üretilmesi, atıkların geri kazanılması ve atıkların çevreye zarar vermeden bertaraf edilmesidir.<br />
Çöplerin toplanmasından tutun da, depolanması veya bertaraf edilmesine kadar tüm hizmetlerin bir plan çerçevesinde ele alınması ve öncelikle bu atıkların değerlendirilmesi veya geri kazanılmasına çevreyle uyumlu atık yönetimi denilmektedir.<br />
Uygun şekilde depolanmamış çöpler yeraltı ve yüzeysel su kirliğine, haşerelerin üremesine. çevreye kötü kokuların yayılmasına, görüntü kirliliğine ve çeşitli hayvanlar vasıtasıyla taşıyıcı mikropların yayılmasına neden olmaktadır.<br />
Çöpü kaynağında azaltmazsak, bir gün çöp dağlan arasında nefes alamaz hale getirebiliriz.<br />
Ülkemizde ilk çöp faciası 28.04.1993 tarihinde İstanbul&#8217;un Ümraniye İlçesinde meydana gelmiştir. Yaklaşık 20 yıldır çöp dökümü yapılan sahada usulüne uygun bir döküm yapılmadığı için kayma olmuştur.</p>
<p>Ülkemizde 15 Büyükşehir belediyesinin 6&#8217;sında düzenli depolama yapılmaktadır.<br />
Ülkemizde faaliyette olan bir kompost tesisi bulunmamaktadır.<br />
Denizlerimiz, göllerimiz, yollarımız, parklarımız çöplük değildir. Çöplerin yeri çöp kutularıdır. Her yere çöp atıp çevreyi kirletenleri mutlaka uyarın.<br />
Çöplerinize attığınız pillerin içindeki kimyasal maddeler toprağa ve suya karışarak sizlere zehir olarak geri dönecektir.<br />
İnsan sağlığına zararlı kimyasal maddeler içeren temizlik ürünleri yerine, doğal bileşenlerden oluşmuş ve çevreye zararlı olmayan ürünleri tercih edelim.</p>
<p>Geri dönüşüm ve tekrar kullanımın ötesinde, atıkların özelliklerinden yararlanılarak içindeki bileşenlerin fiziksel, kimyasal veya biyokimyasal yöntemlerle başka ürünlere veya enerjiye çevrilmesine geri kazanım denilmektedir.<br />
Geri kazanımla, doğal kaynaklarımız korunur, enerji tasarrufu sağlanır, ekonomiye katkı sağlanır, çöplüğe giden atık miktarı azalır ve geleceğe yatırım yapılır.<br />
Türkiye&#8217;de atıkların geri kazanımı konusunda uzun yıllardır süregelen çalışmalar vardır. Cam, kağıt, karton, plastik ve metol gibi atıklar özellikle çöp dökme sahalarından ve sokak toplayıcıları kanalı ile sokaklardan toplanmakta ve hammadde kaynağı olarak çeşitli sektörlerde kullanılmaktadır.<br />
Kullanılmış ambalajların ve diğer değerlendirilebilir atıkların genel çöpten ayrı ve temiz olarak toplanması yöntemi geri kazanım sürecinin ilk aşamasını oluşturmaktadır. Ayrı toplanan geri kazanılabilir atıkların geri dönüşüm işlemine tabi tutulabilmesi için cinslerine göre de ayrılmaları gerekmektedir.<br />
Türkiye&#8217;de çöp miktarının yaklaşık % 15-20 sini geri kazanılabilir nitelikli atıklar oluşturmaktadır.<br />
Ambalaj çöp değil, aynı zamanda bir hammaddedir. Yeniden kazanımı mümkün olan ambalajları evlerimizde ayrı toplayalım.<br />
Herhangi bir ürünü alırken geri dönüşümlü olmasına dikkat edelim. Kağıtlarımızı, defterlerimizi tutumlu kullanıp, kullanılmış kağıtları geri kazanalım.<br />
Tükettiğimiz kağıtları çöpe atmak yerine toplayıp ekonomiye kazandırabilir ve çevre kirliliğini önleyebiliriz.<br />
Bir ton kullanılmış beyaz kağıt, geri kazanıldığında 16 adet çam ağacının, bir ton kullanılmış gazete kağıdı geri kazanıldığında ise 8 adet çam ağacının kesilmesi önlenmiş olacaktır.<br />
İnsanların birbirlerine gönderdiği mektupların %44&#8217;ü okunmamaktadır.<br />
Yalnızca 100.000 aile gereksiz yazışmayı durdurursa, her yıl 150000 ağaç kesilmekten kurtulacaktır.<br />
Bir insan, ömrünün 8 ayını, gereksiz yazışma zarflarını açarak geçirmektedir. Bir büro elemanı yılda, 81 kilo yüksek vasıflı kağıdı çöpe atmaktadır.<br />
Bir kere kullanıp atacağımız poşetler yerine, sürekli kullanabileceğimiz bez torba sepet ve fileleri tercih edelim.<br />
Plastikler doğada parçalanma süresi en uzun olan maddeler olduğu için yok edilmesi güçtür. Bu nedenle bu maddeler mümkün olduğunca ayrı biriktirilip geri kazanılmaları sağlanmalıdır.<br />
Plastik ambalaj atıldan yıkanıp granül haline dönüştürülerek ikincil ürün üretiminde hammadde olarak kullanılmaktadır. Sera örtüsü, otomotiv sektöründe plastik torba, marley, pis su borusu elyaf ve dolgu malzemesi, araba yedek parçası yapımında kullanılmaktadır.<br />
Yeni üretime kıyasla, metal ve plastikte %95 enerji tasarrufu sağlarız.<br />
Geri dönen her bir ton cam için yaklaşık 100 litre petrol tasarruf edilmiş olacaktır.<br />
Bir cam şişe doğada 4000 yıl, plastik 1000 yıl, çiklet 5 yıl, bira kutusu 10-100 yıl, sigara filtresi 2 yıl süreyle yok olmamaktadır.<br />
Evsel atıklar arasındaki cam şişe ve kavanozların geri dönüşümü ülkemizde oldukça eski yıllara uzanmaktadır. Renklerine göre ayrılan cam şişe ve kavanozlar ve diğer cam atıklar kırılarak cam tozu haline getirilir. Cam tozu, kum, kireçtaşı ve soda külü ile karıştırılır ve yüksek sıcaklıkta şekillendirilerek yeni ürünlere dönüştürülür.</p>
<p><a href="https://www.insanvedoga.com/cevre-kirliliginin-siniflandirilmasi/">Çevre Kirliliğinin Sınıflandırılması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.insanvedoga.com">İnsan ve Doğa</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.insanvedoga.com/cevre-kirliliginin-siniflandirilmasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsanın Doğaya Etkisi, Etkileri</title>
		<link>https://www.insanvedoga.com/insanin-dogaya-etkisi-etkileri/</link>
					<comments>https://www.insanvedoga.com/insanin-dogaya-etkisi-etkileri/?noamp=mobile#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[GeZGiN]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Nov 2023 12:47:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://insanvedoga.com/?p=1062</guid>

					<description><![CDATA[<p>İçinde bulunduğumuz dönem, dünya tarihinin en hızlı ilerleme ve gelişmelerine sahne olmaktadır. Aklını kullanarak büyük buluşlar gerçekleştiren insanoğlu her geçen gün yeni eserler ortaya koymaktadır. Bilgi birikimi ve yaptığı buluşlarla sanayi devrimini gerçekleştirmiş, insan gücünün yerini makine gücü ile çalışan atölye ve fabrikalar almıştır. Gelişen sanayi ile yoğun üretimler gerçekleştirilmekte ve güçlü ekonomiler oluşturulmaktadır. Bütün &#8230;</p>
<p><a href="https://www.insanvedoga.com/insanin-dogaya-etkisi-etkileri/">İnsanın Doğaya Etkisi, Etkileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.insanvedoga.com">İnsan ve Doğa</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span class="tie-dropcap ">İ</span>çinde bulunduğumuz dönem, dünya tarihinin en hızlı ilerleme ve gelişmelerine sahne olmaktadır. Aklını kullanarak büyük buluşlar gerçekleştiren insanoğlu her geçen gün yeni eserler ortaya koymaktadır. Bilgi birikimi ve yaptığı buluşlarla sanayi devrimini gerçekleştirmiş, insan gücünün yerini makine gücü ile çalışan atölye ve fabrikalar almıştır. Gelişen sanayi ile yoğun üretimler gerçekleştirilmekte ve güçlü ekonomiler oluşturulmaktadır. Bütün bu gelişmeler gerçekleştirilirken doğal zenginlik kaynakları da hızla tüketilmektedir.</p>
<p><span id="more-1062"></span></p>
<h3>Sanayi kirliliği</h3>
<p>İnsanoğlu, Sanayi devriminin ardından daha büyük bir güce sahip olmuş, o zamana kadar kullanılan teknoloji bambaşka bir çehreye bürünmüş ve çevre üzerindeki yıkıcı etkisini her geçen gün hızla artırmıştır.</p>
<p>Sanayileşme, insanın daha çok üretme ve doğal çevreye egemen olma çabasının bir ürünüdür. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde hızla yaygınlaşmaktadır. Sanayi daha çok coğrafi şartların elverişli olduğu yani ulaşımın kolay, doğal kaynakların ve iklimin elverişli olduğu alanlarda yaygınlaşmıştır. Verimli tarım alanlarına kurulan sanayi ve enerji tesisleri doğal ortamın bozulmasına neden olmaktadır. Fabrika bacalarından çıkan zehirli atıkların atmosfere karışması insan sağlığını olumsuz etkilediği gibi yağışlarla birlikte tekrar toprağa, denizlere, göllere ve akarsulara da karışması sonucu bütün canlıları da olumsuz etkilemektedir.</p>
<blockquote class="quote-simple"><p>Great things in business are never done by one person. They&#8217;re done by a team of people. <cite>Steve Jobs</cite></p></blockquote>

		<div class="tie-full-width-img">
			<a href="https://placehold.it/1200x800"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-2754" src="https://placehold.it/1200x800" alt="post-image-3" width="780" height="402" /></a>
		</div>
	

		<div class="tie-padding  has-padding-left has-padding-right" style="padding-left:5%; padding-right:5%; padding-top:0; padding-bottom:0;">

			<p>
<h3>Işık Kirliliği</h3>
<p>Işık kirliliği genel olarak yapay ışık kaynaklarının aşırı derecede kullanılması sonucu ortaya çıkan bir kirlilik türüdür. Özellikle büyük şehirlerde güvenlik amacıyla yolların, sokakların ve caddelerin aydınlatılması, park ve bahçelerde, açık alanlarda güçlü aydınlatıcıların kullanılması, bunların yanında, araba farları, mekânlardaki ışıklandırmalar ve bina aydınlatmaları, gökyüzüne yayılan ışık miktarını sürekli artmaktadır. Yaşanan bu kirlilik giderek artan bir sorun hâline gelmekte psikolojik problemlerin ortaya çıkmasına neden olduğu gibi hayvanlara ve çevreye de zarar vermektedir. Yanlış aydınlatmalar gökyüzünün olağan görüntüsünü bozmaktadır. Yapay ışıkların yanlış kullanılması atmosferde bulunan toz taneciklerine ve moleküllere çarparak gökyüzünün doğal fonunu bozmakta parlak bir hâle getirmektedir. Yaşanan bu kirliliğin gece görüşünü bozduğu, güvenlik ve konforu düşürdüğü, insan sağlığına, ekosisteme zarar verdiği ve enerji israfına neden olduğu bir gerçektir.</p>
<blockquote class="alignleft quote-simple "><p>Doing the best at this moment puts you in the best place for the next moment!<cite> Oprah Winfrey</cite></p></blockquote>
<h3>Radyoaktif Atıklar</h3>
<p>Özellikle nükleer enerji üretiminde meydana gelen radyoaktif maddelerin ayrışması sonucunda geriye kalan ürünlerdir. Radyoaktif kirlenmeye neden olan en etkin kaynaklar nükleer enerji santralleri ve silah üreten fabrikalardır. Bu santrallerde meydana gelen radyoaktif atıklar, yaymış oldukları elektronlarla havayı, suyu, toprağı kirletmekte ve bitkilere zarar vermektedir. Böylece besin zinciri yoluyla bu besinleri tüketen hayvanlara daha sonrada insanlara çok kolay ve hızlı bir şekilde geçmesi, radyoaktif kirlenmenin en tehlikeli özelliğidir.</p>
<h3>Orman Tahribi</h3>
<p>Dünyamızın akciğerleri olan ormanlar bilinçsizce tahrip edilmekte, özellikle yangınlarla her yıl binlerce hektar orman yok olmaktadır. Ormanlarla birlikte birçok canlı türü de zara görmektedir. Tüm canlıların yaşamı için son derece önemli olan ormanlar, iklimi düzenler, insanların ruh sağlığını olumlu etkiler ve doğa sevgisini aşılar. Ülkemizin önemli zenginlik kaynaklarından olan ormanların ülke ekonomisine de birçok katkısı vardır. Topraklarının hatalı işlenmesi, mera ve çayırların bilinçsiz kullanımı, aşırı otlatma vb. sebeplerle oluşan toprak erozyonu, bugün dünyanın birçok bölgesinde olduğu gibi ülkemizde de en önemli çevre sorunlarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Ormanları korumak geleceğimizi garanti altına almaktır.</p>
</p>

		</div>
	
<figure id="attachment_2759" aria-describedby="caption-attachment-2759" style="width: 780px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https:https://placehold.it/1200x800"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-2759" src="https://placehold.it/1200x800" alt="Success is largely a matter of holding on after others have let go." width="780" height="520" /></a><figcaption id="caption-attachment-2759" class="wp-caption-text">Success is largely a matter of holding on after others have let go.</figcaption></figure>
<h3>Su Kirliliği</h3>
<p>Nüfusun hızla artması beraberinde sanayinin hızla gelişmesine ve kalabalık kentlerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla sayıları gün geçtikçe artan sanayi kuruluşlarının katı, sıvı ve gaz atıklarının arıtılmadan doğaya bırakılması, tarım ilaçları ve kimyasal gübrelerin bilinçsizce kullanılması suları kirletmektedir. Kanalizasyon sularının doğaya bırakılması, nükleer atıklar, kimyasal maddeler, asit yağmurları ve çöplerden sızan maddelerde suları kirletmektedir. Kirlilik nedeniyle sudaki oksijen miktarı azalmakta bu durum suda yaşayan canlılara zarar verdiği gibi, kirlenen sular, insanlarda da sağlık sorunlarına neden olmaktadır.</p>
<p>Su kirliliği her geçen gün dünyamızı daha fazla tehdit etmekte çeşitli canlı türlerinin ve biyolojik toplulukların yok olmasına neden olmaktadır. İçindeki zararlı bileşenleri barındıran her türlü atığın yeterli arıtma işlemi yapılmadan havzalara bırakılmasıyla hem yeryüzü suları hem de yer altı suları kirlenmekte ve canlı yaşamını tehdit etmektedir. İnsanlar beslenme ve giyinme ihtiyaçlarını karşılamak için tarımla uğraşmışlardır. Tarım ürünlerini üretme hırsı nedeniyle zirai ilaç kullanımı, aşırı gübre kullanımı, yanlış sulama sorunlarını da beraberinde getirmiştir. Bir zamanlar dünyanın dördüncü büyük gölü olan Aral Gölü pamuk rekoltesini artırabilmek için Sovyetler Birliği döneminde bilinçsiz ve fazla su çekimi yüzünden çölleşmiştir. Aral Gölü tarih boyunca insan eliyle gerçekleştirilen en büyük doğal afetlerden birisidir. Aral Gölü kırk yıl kadar bir sürede kuruyup çöle dönmüştür. Bir zamanlar teknelerin yüzdüğü göl bugün çorak bir hâl almıştır.</p>

		<div class="tie-padding  has-padding-left has-padding-right" style="padding-left:5%; padding-right:5%; padding-top:0; padding-bottom:0;">

			<p>
<h3><a href="https:https://placehold.it/1200x800"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright size-full wp-image-2738" src="https://placehold.it/1200x800" alt="post-image-1" width="330" height="495" /></a></h3>
<h3>Toprak Kirliliği</h3>
<p>Toprak, canlıların beslendiği, barındığı ve üzerinde yaşadığı yerdir. Yaşamın kaynağıdır. Bu sebeple toprak dilimizde, ana olarak vurgulanmıştır. Toprak, tıpkı su ve hava gibi, canlıların yaşaması yani ekolojik dengenin sağlanması ve devamlılığı açısından son derece önemlidir. Toprağın üst tabakası, insanların ve diğer canlıların beslenmesinde temel kaynak olduğu gibi yer altı sularının oluşumuna da zemin hazırlamaktadır. Sanayi için de ham madde kaynağı olan toprak, ekonomiye katkı sağlar. Toprak, maalesef kimyasal atıklarla kirletilmekte ve tarım dışı kullanılmaktadır.</p>
<p>Bitki örtüsünün zarar görmesi de erozyon kaçınılmaz kılmakta ve toprak verimsizleşmektedir. Yurdumuzda erozyonu önlemek, pek çok canlıya barınak oluşturmak, yer üstü ve yer altı sularının kaybını en aza indirmek amacıyla ağaçlandırma projeleri yapılmaktadır.</p>
<p>İnsanoğlunun doğaya verdiği tahribat, doğanın aleyhine dengeyi, iyice bozmaya başlamıştır. İnsanlığın, doğal kaynakları israfı ve doğayı tahribatı karşısında doğanın kendini yenileyebilmesi oldukça zorlaşmıştır. Mevsimlerin değişmesi, buzulların erimesi doğal dengenin bozulduğunun en önemli göstergesidir. Ormanlarımız acımasızca katledilmekte, denizler kirletilmektedir. Soluduğumuz hava zehirle yüklenmekte, kulaklarımız, gözlerimiz ve beynimiz; gürültü, beton ve metal kirliliği ile doldurulmaktadır. Son yıllarda dünyanın çeşitli yerlerinde sel baskınları, aşırı kuraklık, şiddetli rüzgârlar ve öldürücü yaz sıcakları gibi doğal afetler görülmekte ve sayılarla ifade edilemeyecek kadar mal ve can kaybına neden olmaktadır. Bütün bu olumsuzlukların önüne geçmek ve kirliliği önlemek, günümüzün en önemli sorunlarından biri olmuştur.</p>
<p>Toprak kirliliği büyük bir felakettir. Bu kötü gidişe dur demenin yolu ise insanların en kısa zamanda alışılagelmiş düşünce ve davranışlardan vazgeçmesi olacaktır. Yani, insanoğlu kendini yaşatan özü tüketmeden yaşamını sürdürmek durumundadır. Bu yüzden, daha fazla zaman kaybetmeden, yaşanan çevre problemlerine çözüm bulmak için gerekli kanuni düzenlemeler yapılmalıdır. Çevre problemlerinin bugünkü geldiği durum sadece teknolojiyle veya yasalarla çözülebilecek bir problem değildir. Bu noktada çevre eğitiminin önemi ortaya çıkmaktadır. Doğal çevrenin önemini bilmek, bilgilendirmek ve bilinçli, duyarlı vatandaşlar yetiştirmekten geçer. Doğal, tarihî ve kültürel çevreyi, doğayı tahrip etmeden kullanmak, kirlenen, tahrip olan çevreyi geri kazanma konusunda aktif katılım sağlamak, sorunların çözümünde görev almak, bireylerde çevre bilinci oluşturmakla mümkündür. Çağdaş dünyanın insanı, yurduna yararlı bir birey olmak ve dünya vatandaşlığının bilincinde olmak zorundadır.<br />
</p>

		</div>
	
<p><a href="https://www.insanvedoga.com/insanin-dogaya-etkisi-etkileri/">İnsanın Doğaya Etkisi, Etkileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.insanvedoga.com">İnsan ve Doğa</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.insanvedoga.com/insanin-dogaya-etkisi-etkileri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Avrupa&#8217;nın son el değmemiş nehirlerinden biri olan Neretva nehrini Bilim insanları burada yapılacak 50 barajdan kurtarabilecek mi?</title>
		<link>https://www.insanvedoga.com/avrupanin-son-el-degmemis-nehirlerinden-biri-olan-neretva-nehrini-bilim-insanlari-burada-yapilacak-50-barajdan-kurtarabilecek-mi/</link>
					<comments>https://www.insanvedoga.com/avrupanin-son-el-degmemis-nehirlerinden-biri-olan-neretva-nehrini-bilim-insanlari-burada-yapilacak-50-barajdan-kurtarabilecek-mi/?noamp=mobile#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[GeZGiN]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Nov 2023 12:47:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://insanvedoga.com/?p=1026</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bosna-Hersek&#8217;teki dağ kasabası Ulog yakınlarındaki bir vadinin dibinde , Neretva&#8217;nın bir kolu olan Ljuta&#8217;nın ışıltılı turkuaz suları yatıyor. Neretva, üst kısımlarında Avrupa&#8217;nın en bozulmamış nehirlerinden biridir ve el değmemiş bir vahşi doğaya benziyor. Ancak ülkenin ormanlık yamaçlarında yirmi yıldır devam eden çatışmalardan kalan ölümcül mayınlar var ve patikalarda vahşi köpekler dolaşıyor. Innsbruck Üniversitesi Ekoloji Enstitüsü&#8217;nde profesör olan ekolojist Gabriel &#8230;</p>
<p><a href="https://www.insanvedoga.com/avrupanin-son-el-degmemis-nehirlerinden-biri-olan-neretva-nehrini-bilim-insanlari-burada-yapilacak-50-barajdan-kurtarabilecek-mi/">Avrupa&#8217;nın son el değmemiş nehirlerinden biri olan Neretva nehrini Bilim insanları burada yapılacak 50 barajdan kurtarabilecek mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.insanvedoga.com">İnsan ve Doğa</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<figure id="attachment_1669" aria-describedby="caption-attachment-1669" style="width: 650px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-1669 size-full" src="https://www.insanvedoga.com/wp-content/uploads/2023/11/4000.jpg" alt="" width="650" height="390" srcset="https://www.insanvedoga.com/wp-content/uploads/2023/11/4000.jpg 650w, https://www.insanvedoga.com/wp-content/uploads/2023/11/4000-300x180.jpg 300w, https://www.insanvedoga.com/wp-content/uploads/2023/11/4000-150x90.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 650px) 100vw, 650px" /><figcaption id="caption-attachment-1669" class="wp-caption-text">Yukarı Neretva&#8217;yı çevreleyen Kızılağaç ormanı.</figcaption></figure>
<p class="dcr-1kas69x">Bosna-Hersek&#8217;teki dağ kasabası Ulog yakınlarındaki bir vadinin dibinde , Neretva&#8217;nın bir kolu olan Ljuta&#8217;nın ışıltılı turkuaz suları yatıyor. Neretva, üst kısımlarında Avrupa&#8217;nın en bozulmamış nehirlerinden biridir ve el değmemiş bir vahşi doğaya benziyor.</p>
<p class="dcr-1kas69x">Ancak ülkenin ormanlık yamaçlarında yirmi yıldır devam eden çatışmalardan kalan ölümcül mayınlar var ve patikalarda vahşi köpekler dolaşıyor. Innsbruck Üniversitesi Ekoloji Enstitüsü&#8217;nde profesör olan ekolojist Gabriel Singer, ülkenin mayın faaliyet merkezinden alınan bir haritayı inceleyerek en güvenli rotayı değerlendiriyor. Mayınların nerede bulunduğunu gösteren kırmızı ve siyah çizgiler, Neretva&#8217;nın Ljuta ile buluştuğu her iki yanını işaretliyor ve geriye sadece tehlikeli derecede dik bir yokuş gezilebilir durumda kalıyor.</p>
<div id="sign-in-gate"></div>
<p class="dcr-1kas69x">Kara mayınlarıyla kaplı yamaçlara tırmanmak çoğu ekolojist için tipik bir girişim değil, ancak Haziran ayında yürüyüşü tamamlayan Singer ve bilim adamı arkadaşı Kurt Pinter&#8217;ın tek amacı, Neretva&#8217;yı kurtarmak. Dinarik Alpleri&#8217;nden Adriyatik Denizi&#8217;ne kadar 140 mil (225 km) uzanan nehir, ayıları, kurt vaşaklarını ve sayısız nadir türü barındırıyor. Avrupa&#8217;nın biyolojik çeşitliliği en fazla olan ve bozulmamış nehirleri arasında yer alıyor ancak ekolojistler aynı zamanda en çok tehdit altında olan nehirler arasında olduğunu söylüyor.</p>
<p class="dcr-1kas69x">Halihazırda inşaat halinde olan biri de dahil olmak üzere, uzunluğu ve kolları boyunca 50&#8217;den fazla baraj yapılması planlanıyor. Bilim insanları, izin verildiği takdirde barajların su yolunu, orada yaşayanları ve daha geniş ekosistemi yok etme riskiyle karşı karşıya kalacağını söylüyor. Barajlar, çalkantılı nehir bölümlerini durgun su kütleleriyle değiştirerek, bir su yolunun hidro-morfolojisini (fiziksel özelliklerini) kökten değiştirir. Nehrin parçalanması balık göçünü önleyebilir ve balıkların yumurtlaması için hayati önem taşıyan tortunun hareketinde dramatik düşüşlere neden olabilir. Bu etkiler genellikle nehir ekosistemlerine zarar vererek önemli su türlerinin ve ekolojik fonksiyonların kaybına neden olur .</p>
<p class="dcr-1kas69x">Singer ve Pinter , yaz aylarında Neretva Bilim Haftası için Ulog&#8217;a akın eden 17 ülkeden 70 bilim insanı arasındaydı . Yarasalar, memeliler, böcekler ve mantarlar üzerinde çalışan uzmanlar, buradaki nadir türleri kaydetmek için nehirler boyunca yürüdüler ve su altı mağaralarını cesurca aştılar; biyolojik çeşitliliği incelemek için organizmaların çevreye saçtığı genetik materyal olan eDNA örneklerini topladılar .</p>
<p class="dcr-1kas69x">Ljuta&#8217;da örnekler alan çift, yerel balıkçıların kendilerine söylediklerine dair kanıtları ortaya çıkarmayı umuyordu: nehir kolu , Bosna sinekleri tarafından değer verilen nesli tükenmekte olan bir tür olan <em class="dcr-1kas69x">,</em> bulunması zor yumuşak ağızlı alabalıkların (Salmo obtusirostris) yumurtlama <em class="dcr-1kas69x">alanıydı</em> . balıkçılar.</p>
<p class="dcr-1kas69x">Viyana Doğal Kaynaklar ve Yaşam Bilimleri Üniversitesi&#8217;nden tatlı su ekolojisti Pinter, balığı Neretva&#8217;nın &#8220;kutsal kasesi&#8221; olarak tanımlıyor. Nehir sisteminin son kalelerinden biri olduğunu söylüyor. “Bu endemik türü bulabileceğiniz çok az sayıda Balkan nehri var. Neredeyse nesli tükendi.”</p>
<aside class="dcr-11655c9">
<blockquote class="dcr-928886"><p>Barajlar inşa ederseniz, suda yaşayan türlerin yanı sıra nehrin beslediği manzarayı ve ormanların biyolojik çeşitliliğini de kaybedersiniz.</p>
<p>Gabriel Şarkıcı</p></blockquote>
<footer></footer>
</aside>
<p class="dcr-1kas69x">Ljuta&#8217;nın birkaç kilometre yukarısında, 53 metre yüksekliğinde bir baraj ile 35 megawatt&#8217;lık bir hidroelektrik santrali olacak Ulog inşaat alanı bulunuyor. Dağların arasından geçen erişim yolları ve aşağıdaki vadi, 5 km&#8217;lik rezervuara yer açmak için halihazırda ağaçlardan arındırılmıştır.</p>
<p class="dcr-1kas69x">Pinter, &#8220;Ulog hidroelektrik santrali buraya çok yakın olduğundan fidanlık alanlarını kesinlikle etkileyecektir&#8221; diyor. Yumuşak ağızlı alabalıkların çakılda yumurtladığını ve larvalarının oraya yuva yaptığını söylüyor. Ancak bir barajın savağı çökeltileri tuttuğu için mansapta muhtemelen çakıl eksikliği olacaktır, bu da daha az yumurtlama alanı anlamına gelir.</p>
<p>Pinter, &#8220;Çakıl açığı varsa bu alabalığın üreme yeteneğini etkileyecektir&#8221; diyor.</p>
<figure id="attachment_1672" aria-describedby="caption-attachment-1672" style="width: 380px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-1672" src="https://www.insanvedoga.com/wp-content/uploads/2023/11/2400.jpg" alt="" width="380" height="570" srcset="https://www.insanvedoga.com/wp-content/uploads/2023/11/2400.jpg 380w, https://www.insanvedoga.com/wp-content/uploads/2023/11/2400-200x300.jpg 200w, https://www.insanvedoga.com/wp-content/uploads/2023/11/2400-150x225.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 380px) 100vw, 380px" /><figcaption id="caption-attachment-1672" class="wp-caption-text">Ljuta&#8217;da küçük ağızlı bir alabalık</figcaption></figure>
<p class="dcr-1kas69x">Guardian, biyolojik çeşitliliğini incelemek için Yukarı Neretva&#8217;dan organizmaların çevreye saçtığı genetik materyal olan eDNA&#8217;nın bir dizi nehir örneğini topladı.</p>
<p class="dcr-1kas69x">eDNA örneklerinin analizi tamamlandıktan sonra Guardian, Pinter&#8217;dan bir e-posta aldı: “Karen! Habemus yumuşak ağızlı alabalık. Her üç örnek de pozitif.” Sonuçların Ljuta&#8217;da planlanan sekiz hidroelektrik santralinin durdurulmasına yardımcı olacağını ve hatta Ulog tesisini de durdurabileceğini umuyor.</p>
<p class="dcr-1kas69x">“Bosna halkına bu türün orada önemli üreme alanlarına sahip olduğunu, onların hazinesi olduğunu göstermek istiyorum. Hidroelektrik yenilenebilir enerjinin en eski kaynağıdır ancak ekosistemler üzerinde en ağır etkilerden birine sahiptir. Neyi kaybedeceklerini bilmeliler.&#8221;</p>
<p class="dcr-1kas69x">Singer, biyolojik çeşitlilik ve iklim krizinin, bilim adamlarının bilimsel makale yayınlamanın ötesinde bir sorumluluğa sahip olduğu anlamına geldiğini söylüyor. “Bizim yok olma borcumuz var” diyor. “ Son kırk ya da elli yılda tatlı su ekolojimizin %80&#8217;ini kaybettik . Barajlar inşa ederseniz, suda yaşayan türlerin yanı sıra nehrin beslediği manzarayı, karasal ekosistemi ve orman biyolojik çeşitliliğini de kaybedersiniz.</p>
<p class="dcr-1kas69x">&#8220;Model değiştirmemiz ve halkla ve siyasi karar vericilerle konuşmamız gerekiyor&#8221; diyor.</p>
<p class="dcr-1kas69x">Guardian için Yukarı Neretva&#8217;dan alınan eDNA örneklerini analiz eden NatureMetrics koruma başkanı Benjamin Barca, kayın kırlangıcı, dağ keçisi, tarla faresi, fındık faresi, karaca ve kurbağa izlerine rastladı. Barca, örneklem büyüklüğünün düşük olmasına rağmen sonuçların bozulmamış bir nehre işaret ettiğini söylüyor. &#8220;Örneğin Birleşik Krallık&#8217;taki sitelerle karşılaştırırsanız daha benzersiz ve çeşitli olduğunu görürsünüz.&#8221;</p>
<p class="dcr-1kas69x">Avrupa, dünyadaki en engellenmiş nehir manzarasına sahiptir; 2020 AB araştırmasına göre baraj, savak ve geçit gibi bariyerlerin sayısının 1 milyondan fazla olduğu tahmin ediliyor . Toplamda bu engeller, tatlı su biyolojik çeşitliliğindeki %80&#8217;lik azalmanın ve Avrupa nehirlerindeki göçmen balık popülasyonunun %55&#8217;lik kaybının ana nedenleri arasındadır.</p>
<p class="dcr-1kas69x">Hidroelektrik, 2021&#8217;de Bosna&#8217;nın elektrik üretiminin %37&#8217;sini oluşturdu . Nehirlerin Avrupa&#8217;nın en bozulmamış veya &#8220;doğallara yakın&#8221; nehirleri arasında yer aldığı Balkanlar&#8217;da, planlanan 3.300 hidroelektrik santrali tarafından tehdit altındalar . Barajların geliştiricileri, her ikisinin de çok az olduğu kırsal bölgelerde istihdam ve değerli gelir getirdiklerini söylüyor. Bir zamanlar 400 nüfuslu gelişen bir kasaba olan Ulog&#8217;un artık yalnızca 12 nüfusu var.</p>
<p class="dcr-1kas69x">Ulog barajını inşa eden enerji ticareti ve yatırım şirketi EFT&#8217;nin sözcüsü, yaptığı açıklamada çevresel etki değerlendirmesinin (ÇED) ve izinlerin &#8220;projenin çevresel etkisini ortadan kaldırmak veya en aza indirmek için uygun hafifletme önlemlerini tanımladığını&#8221; ancak bu konuda bir açıklama yapmayı reddettiğini söyledi. bu tür önlemlerin nasıl işe yarayacağına ilişkin ayrıntıları sağlayın. &#8220;ÇED ve geçmiş yıllarda devam eden düzenli çevre izleme çalışmaları, HES Ulog proje alanındaki yumuşak ağızlı alabalığı tespit edemedi&#8221; dedi.</p>
<p class="dcr-1kas69x">Flora ve faunanın korunmasına yönelik uluslararası bir anlaşma olan Bern Sözleşmesi komitesinin 2022 raporunda, Ulog barajı için ÇED&#8217;in &#8220;güncelliğini kaybetmiş&#8221; ve yetersiz temel verilere sahip olduğu ve önerilen hafifletme önlemlerinin &#8220;yetersiz ve mümkün olmadığı&#8221; belirtildi.</p>
<p class="dcr-1kas69x">Sözcü, Ulog projesinin Bosna-Hersek&#8217;in en gelişmemiş belediyelerinden birine istihdam ve gelir getireceğini ve 90 milyon Euro&#8217;luk (78 milyon £) bir yatırım sağlayacağını söyledi. <sub class="dcr-1kas69x">Planın, fosil yakıtlarla karşılaştırıldığında yılda 87.846 ton CO2</sub> eşdeğeri emisyonun azaltılmasıyla sonuçlanacağını ve iklim krizlerinin hafifletilmesine yardımcı olacağını söyledi.</p>
<p class="dcr-1kas69x">Yerel belediye Kalinovik&#8217;in belediye başkanı Radomir Sladoje, Haziran ayında Ulog&#8217;da toplanan bilim adamlarına, otoritenin barajı onayladığını kabul etti, ancak bölgenin baraj şirketi tarafından sağlanan tazminata ihtiyacı olduğunu söyledi.</p>
<p class="dcr-1kas69x">Haziran ayında Guardian&#8217;a &#8220;Belki de yanlıştı&#8221; dedi ve onayı verdikten sonra, nehrin korunması durumunda Yukarı Neretva&#8217;da rafting ve dağ bisikleti de dahil olmak üzere turizmin gelir getirebileceği iddiasının kendisini ikna ettiğini ekledi. . &#8220;Şimdi eğer birisi Neretva&#8217;nın üst kısmına dokunursa kendimi protesto edeceğim.&#8221;</p>
<p>Riverwatch CEO&#8217;su Ulrich Eichelmann, dağların Ulog barajının inşaat sahasına ve ağaçsız vadiye bakan bir noktasında şunları söylüyor: &#8220;Çok geç olabilir.&#8221;</p>
<p class="dcr-1kas69x">Ancak el değmemiş üst kesimleri ve onun kollarını korumanın hala devam etmeye değer bir mücadele olduğunu söylüyor. Geçen yıl çevreciler Bern Sözleşmesi komitesinin desteğini kazandılar . Komite üyeleri, Bosna-Hersek hükümetine Ulog inşaatını durdurmasını ve nehrin üst kısmındaki hidroelektrik santrallerini iptal etmesini tavsiye etti.</p>
<p class="dcr-1kas69x">Temmuz ayında, Neretva&#8217;nın bir kolu olan Neretvica boyunca yer alan 15 küçük hidroelektrik santralinin sözleşmeleri, bölge sakinlerinin onlara karşı başlattığı protestoların zaferiyle iptal edildi.</p>
<p class="dcr-1kas69x">Eichelmann, Bilim Haftasında toplanan verilerin Ljuta ve diğer hidroelektrik projelerine karşı planlanan yasal mücadeleler için hayati önem taşıyacağını söylüyor. “Bu bize Ulog dahil tüm barajlara karşı cephane sağlıyor. Avrupa&#8217;nın en çeşitli ve en güzel nehirlerinden birinin yok olmasına izin veremeyiz .&#8221;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.insanvedoga.com/avrupanin-son-el-degmemis-nehirlerinden-biri-olan-neretva-nehrini-bilim-insanlari-burada-yapilacak-50-barajdan-kurtarabilecek-mi/">Avrupa&#8217;nın son el değmemiş nehirlerinden biri olan Neretva nehrini Bilim insanları burada yapılacak 50 barajdan kurtarabilecek mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.insanvedoga.com">İnsan ve Doğa</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.insanvedoga.com/avrupanin-son-el-degmemis-nehirlerinden-biri-olan-neretva-nehrini-bilim-insanlari-burada-yapilacak-50-barajdan-kurtarabilecek-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’nin ‘Önemli Doğa Alanları Envanteri’ güncelleniyor</title>
		<link>https://www.insanvedoga.com/turkiyenin-onemli-doga-alanlari-envanteri-guncelleniyor/</link>
					<comments>https://www.insanvedoga.com/turkiyenin-onemli-doga-alanlari-envanteri-guncelleniyor/?noamp=mobile#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[GeZGiN]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Nov 2023 12:47:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://insanvedoga.com/?p=1024</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nesli tehlikede olan hayvanların yaşadığı ve uluslararası öneme sahip olan “Türkiye’nin Önemli Doğa Alanları”nın envanteri, 17 yıl sonra yeni kriterlerle güncelleniyor. 12 akademisyen ve uzmanın yer aldığı koordinasyon ekibinin çalışmaları 2024 yılı sonunda tamamlanacak. Bu sürede çalışmaya daha fazla uzman ve gönüllü eklenecek. Çalışma sonucunda, Türkiye’nin biyolojik çeşitliliğinin ve habitatlarının güncel durumu ortaya konacak, korunması gerekli &#8230;</p>
<p><a href="https://www.insanvedoga.com/turkiyenin-onemli-doga-alanlari-envanteri-guncelleniyor/">Türkiye’nin ‘Önemli Doğa Alanları Envanteri’ güncelleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.insanvedoga.com">İnsan ve Doğa</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nesli tehlikede olan hayvanların yaşadığı ve uluslararası öneme sahip olan “Türkiye’nin Önemli Doğa Alanları”nın envanteri, 17 yıl sonra yeni kriterlerle güncelleniyor. 12 akademisyen ve uzmanın yer aldığı koordinasyon ekibinin çalışmaları 2024 yılı sonunda tamamlanacak. Bu sürede çalışmaya daha fazla uzman ve gönüllü eklenecek. Çalışma sonucunda, Türkiye’nin biyolojik çeşitliliğinin ve habitatlarının güncel durumu ortaya konacak, korunması gerekli doğal alanların listesi ve tehditler güncellenmiş olacak. Önemli Doğa Alanı (ÖDA), hassas ve benzersiz doğal alanları belirlemek üzere ortaya çıkarılan bir kavram. Bunun için başta nesli tehlike altında olan ve/veya kısıtlı bir coğrafi yayılışa sahip canlı türleri olmak üzere bir dizi ekolojik gösterge kullanılıyor. ÖDA, alan korumaya ihtiyaç duyan tür ve habitatların dağılım ve nüfuslarını esas alan standart bir metod. Bu alanlar, küresel ölçekte uygulanabilir eşik değerlerine bağlı somut kriterlerle seçiliyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-1659" src="https://www.insanvedoga.com/wp-content/uploads/2023/11/odo2-300x225.jpg" alt="" width="650" height="488" srcset="https://www.insanvedoga.com/wp-content/uploads/2023/11/odo2-300x225.jpg 300w, https://www.insanvedoga.com/wp-content/uploads/2023/11/odo2-768x577.jpg 768w, https://www.insanvedoga.com/wp-content/uploads/2023/11/odo2-150x113.jpg 150w, https://www.insanvedoga.com/wp-content/uploads/2023/11/odo2.jpg 900w" sizes="auto, (max-width: 650px) 100vw, 650px" /></p>
<p>Dünya Önemli Doğa Alanı metodu kullanılacak 2006 yılında Doğa Derneği, alanında uzman çok sayıda kişiyle dünyanın ilk ulusal ÖDA envanteri olan “Türkiye’nin Önemli Doğa Alanları” adlı kitabını yayımlamıştı. Burada, bilimsel kriterlere göre Türkiye’de korunması gereken ve sınırları içindeki faaliyetlerin planlanması sırasında nesli tehlikede türler veya kritik habitatların gözetilmesi gereken 305 alan belirlendi. Bu envantere o yıllarda büyük katkı sağlayan ve şimdi de 2023 güncelleme ekibinde de yer alan Prof. Dr. Ahmet Karataş şunları söyledi: “Sekiz farklı canlı grubu için yapılan 2006 yılındaki bu çalışmada bitkiler, yusufçuklar (kızböcekleri), kelebekler, iç su balıkları, çift yaşamlılar, sürüngenler, kuşlar ve memeliler ile ilgili veriler sentezlendi. Böylece Türkiye’de dünya çapında önemli 305 Önemli Doğa Alanı tanımlandı. Ardından 2016 yılında Dünya Doğayı ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği (IUCN), ÖDA yöntemini öncelikli alanların belirlenmesi için uluslararası standart olarak kabul etti. Dünyanın pek çok ülkesinde ÖDA belirleme çalışmaları başladı. Bu yöntemi kullanan ilk ülke olan Türkiye’nin Önemli Doğa Alanları güncellendiğinde yine pek çok ülke için örnek bir çalışma gerçekleşmiş olacak.”</p>
<p>Önemli Doğa Alanları nasıl güncellenecek? ÖDA güncelleme koordinasyonunda görev alan Doğa Derneği Koruma Programı Koordinatörü Şafak Arslan güncellemeyle ilgili şu bilgileri verdi: “2023 yılında başladığımız ve 2024 yılının sonunda tamamlanmasını hedeflediğimiz ÖDA Güncelleme Çalışması, Doğa Derneği koordinasyonunda uzman bir ekip tarafından yürütülüyor. 2006 yılı çalışmasına ek olarak yumuşakça canlı grubu da analiz ediliyor. Dokuz canlı grubunun uzmanları kriterleri sağlayan türleri ve bu türlerin bulunduğu yaşam alanlarını belirliyor. İlk analizler tamamlanınca yeni uzmanların eklenmesiyle, alanların özellikleri, sınırları ve tehditlerin belirlenmesi çalışmaları başlayacak. 12 akademisyen ve uzmandan oluşan ilk grubun çalışmaları tamamlandığında iki ayrı grup daha bu çalışmaya dahil olacak ve ekibi genişleteceğiz.”</p>
<p>Son 20 yılda Türkiye’nin doğasındaki değişim ortaya çıkacak Türkiye’nin son 20 yılda çok sayıda dünya çapında önemli alanını ve içerisindeki biyoçeşitliliği kaybettiğine dikkat çeken Arslan, yeni çalışma sonunda Türkiye doğasındaki değişim ve bunun nedenlerinin de analiz edileceğini belirtti: “Aynı zamanda yeni araştırmalar sonucunda keşfedilen yeni türler ve alanlar da çalışılacak. Türkiye bu konuda 20 yıl öncesine göre çok daha fazla uzmana, veriye ve doğayı savunan sivil insiyatiflere sahip. Olabildiğince geniş bir ekibin güncelleme çalışmasına dahil olmasını hedefliyoruz. Bu çalışmayı tamamladığımızda dünya çapında öneme sahip bu alanların tanıtılması, korunması ve savunulması için hep birlikte çalışacağız.“</p>
<p>Önemli Doğa Alanları Güncelleme çalışmasının ana koordinasyon ekibi şu uzmanlardan oluşuyor:</p>
<ul>
<li>Dr. Serdar Gökhan Şenol – Bitkiler</li>
<li>Dr. Ahmet Emre Yaprak – Bitkiler</li>
<li>Dr. Ali Kandemir – Bitkiler</li>
<li>Dr. Ahmet Karataş – Memeliler</li>
<li>Uzman Cem Orkun Kıraç – Memeliler</li>
<li>Dr. Kerim Çiçek – Sürüngenler ve Amfibiler</li>
<li>Evrim Karaçetin – Kelebekler Prof.</li>
<li>Burçin Aşkım Gümüş – Yumuşakçalar</li>
<li>Doç.Dr. Ali Miroğlu – Yusufçuklar (Kızböcekleri)</li>
<li>Doç Dr. Baran Yoğurtçuoğlu  -İç Su Balıkları</li>
<li>Uzman Şafak Arslan – Kuşlar – Memeliler</li>
<li>Uzman Mehmet Kaya – GIS</li>
</ul>
<p><a href="https://www.insanvedoga.com/turkiyenin-onemli-doga-alanlari-envanteri-guncelleniyor/">Türkiye’nin ‘Önemli Doğa Alanları Envanteri’ güncelleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.insanvedoga.com">İnsan ve Doğa</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.insanvedoga.com/turkiyenin-onemli-doga-alanlari-envanteri-guncelleniyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çevreyi korumaya 140 milyar lira harcandı</title>
		<link>https://www.insanvedoga.com/cevreyi-korumaya-140-milyar-lira-harcandi/</link>
					<comments>https://www.insanvedoga.com/cevreyi-korumaya-140-milyar-lira-harcandi/?noamp=mobile#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[GeZGiN]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Nov 2023 10:57:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://insanvedoga.com/?p=947</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye İstatistik Kurumu, 2022 yılına ilişkin çevre koruma harcama istatistiklerini açıkladı. Buna göre, çevre koruma harcamaları, geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 111,4 artarak 140,3 milyar liraya çıktı. Çevre koruma harcamalarının yüzde 70,3&#8217;ü mali ve mali olmayan şirketler, yüzde 26,1&#8217;i genel devlet ve hane halkına hizmet eden kar amacı olmayan kuruluşlar ve yüzde 3,6&#8217;sı da &#8230;</p>
<p><a href="https://www.insanvedoga.com/cevreyi-korumaya-140-milyar-lira-harcandi/">Çevreyi korumaya 140 milyar lira harcandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.insanvedoga.com">İnsan ve Doğa</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-1800 alignnone" src="https://www.insanvedoga.com/wp-content/uploads/2023/11/cevrekoruma.webp" alt="" width="660" height="495" srcset="https://www.insanvedoga.com/wp-content/uploads/2023/11/cevrekoruma.webp 660w, https://www.insanvedoga.com/wp-content/uploads/2023/11/cevrekoruma-300x225.webp 300w, https://www.insanvedoga.com/wp-content/uploads/2023/11/cevrekoruma-150x113.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 660px) 100vw, 660px" /></p>
<p>Türkiye İstatistik Kurumu, 2022 yılına ilişkin çevre koruma harcama istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, çevre koruma harcamaları, geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 111,4 artarak 140,3 milyar liraya çıktı.</p>
<p>Çevre koruma harcamalarının yüzde 70,3&#8217;ü mali ve mali olmayan şirketler, yüzde 26,1&#8217;i genel devlet ve hane halkına hizmet eden kar amacı olmayan kuruluşlar ve yüzde 3,6&#8217;sı da hane halkları tarafından yapıldı.</p>
<p>Bu harcamaların yüzde 60,9&#8217;u atık yönetimi hizmetlerinden, yüzde 25,3&#8217;ü atık su yönetimi hizmetlerinden, yüzde 4,2&#8217;si dış ortam havasını ve iklimi korumadan, yüzde 4&#8217;ü biyolojik çeşitliliğin ve peyzajın korunmasından, yüzde 2,4&#8217;ü toprak, yer altı, yüzey sularının korunması, kalitesinin iyileştirilmesinden ve yüzde 3,3&#8217;ü de diğer çevre koruma konularından oluştu.</p>
<p><strong>33 MİLYAR LİRALIK YATIRIM HARCAMASI</strong></p>
<p>Çevre koruma yatırım harcamaları ise 2022&#8217;de bir önceki yıla göre yüzde 140,9 artarak 32,7 milyar liraya ulaştı. Bu harcamaların yüzde 84,7&#8217;si mali ve mali olmayan şirketler, yüzde 15,3&#8217;ü genel devlet ve hane halkına hizmet eden kar amacı olmayan kuruluşlar tarafından yapıldı.</p>
<p>Çevre koruma harcamalarının gayri safi yurt içi hasıla içindeki payı 2021&#8217;de yüzde 0,91 iken 2022&#8217;de yüzde 0,93 oldu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.insanvedoga.com/cevreyi-korumaya-140-milyar-lira-harcandi/">Çevreyi korumaya 140 milyar lira harcandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.insanvedoga.com">İnsan ve Doğa</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.insanvedoga.com/cevreyi-korumaya-140-milyar-lira-harcandi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Yeşil Nobel&#8221; ilk kez Türkiye&#8217;den bir isme verildi</title>
		<link>https://www.insanvedoga.com/nasa-mars-uzay-araci-sizinti-sorununu-giderip-2018de-firlatmayi-planliyor/</link>
					<comments>https://www.insanvedoga.com/nasa-mars-uzay-araci-sizinti-sorununu-giderip-2018de-firlatmayi-planliyor/?noamp=mobile#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[GeZGiN]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Nov 2023 10:57:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[yeşil çevre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://insanvedoga.com/?p=965</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada çevre alanında verilen ödüller arasındaki prestiji nedeniyle &#8220;Yeşil Nobel&#8221; olarak da adlandırılan Goldman Çevre Ödülü&#8217;ne ilk kez Türkiye&#8217;den bir isim layık görüldü. Ödülün sahibi, Akdeniz Koruma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Kızılkaya oldu. Özel çevre koruma bölgelerindeki deniz koruma alanlarında yaptığı çalışmalarla, &#8220;Yeşil Nobel&#8221; olarak adlandırılan &#8220;Goldman Çevre Ödülü&#8221;nü kazanarak ilk kez Türkiye&#8217;ye getiren kişi, Akdeniz Koruma Derneği Yönetim Kurulu &#8230;</p>
<p><a href="https://www.insanvedoga.com/nasa-mars-uzay-araci-sizinti-sorununu-giderip-2018de-firlatmayi-planliyor/">&#8220;Yeşil Nobel&#8221; ilk kez Türkiye&#8217;den bir isme verildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.insanvedoga.com">İnsan ve Doğa</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 class="womanpage-category-detail-sub-title category-detail-sub-title" data-gtm-vis-first-on-screen2765436_106="910" data-gtm-vis-total-visible-time2765436_106="100" data-gtm-vis-has-fired2765436_106="1">Dünyada çevre alanında verilen ödüller arasındaki prestiji nedeniyle &#8220;Yeşil Nobel&#8221; olarak da adlandırılan Goldman Çevre Ödülü&#8217;ne ilk kez Türkiye&#8217;den bir isim layık görüldü. Ödülün sahibi, Akdeniz Koruma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Kızılkaya oldu.</h2>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-1593 size-full" src="https://www.insanvedoga.com/wp-content/uploads/2023/11/yesilnobel.webp" alt="" width="660" height="375" srcset="https://www.insanvedoga.com/wp-content/uploads/2023/11/yesilnobel.webp 660w, https://www.insanvedoga.com/wp-content/uploads/2023/11/yesilnobel-300x170.webp 300w, https://www.insanvedoga.com/wp-content/uploads/2023/11/yesilnobel-150x85.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 660px) 100vw, 660px" /></p>
<p>Özel çevre koruma bölgelerindeki deniz koruma alanlarında yaptığı çalışmalarla, <strong>&#8220;Yeşil Nobel&#8221;</strong> olarak adlandırılan <em>&#8220;Goldman Çevre Ödülü&#8221;</em>nü kazanarak ilk kez Türkiye&#8217;ye getiren kişi, Akdeniz Koruma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Zafer Kızılkaya </strong>oldu. Kızılkaya, &#8220;Bunun bir fırsat olarak kullanılıp Türkiye&#8217;nin deniz koruma alanlarında Avrupa lideri olmaması için hiçbir sebep yok&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Goldman Environmental Foundation (Goldman Çevre Vakfı)</strong> tarafından, her yıl dünyanın 6 bölgesinden çevrenin korunması için çalışmalar yürüten isimlere verilen Goldman Enviromental Prize (Goldman Çevre Ödülü) bu yılki sahiplerini buldu.</p>
<p>Dünyada çevre alanında verilen ödüller arasındaki prestiji nedeniyle &#8220;Yeşil Nobel&#8221; olarak da adlandırılan Goldman Çevre Ödülü&#8217;ne ilk kez Türkiye&#8217;den bir isim layık görüldü.</p>
<p>Akdeniz Koruma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Kızılkaya, başta Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi olmak üzere özel çevre koruma bölgelerindeki koruculuk sistemi ile denizde kaçak avlanmaya karşı verdiği mücadele, ekosistemin korunması ve izlenmesine dair çabalarıyla ödül aldı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kızılkaya, Goldman Çevre Ödülü&#8217;nün, biyolojik çeşitlilikten iklime, gıda güvenliğinden yerel toplulukların gelirlerinin güvence altına alınmasına kadar birçok konuyu bir araya getiren ve fark yaratmış projelere verilen, çok seçici bir ödül olduğunu söyledi.</p>
<p>Kızılkaya, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8220;Bu büyük bir gurur, Türkiye ilk kez bu ödülü alıyor, ben de Türkiye&#8217;nin daha önce bu ödülü almadığını bilmiyordum. Vakıf, çalışmalarımızla ilgili birçok veriye farklı kanallardan ulaşmış, çalıştığımız kurumlara sorulmuş. Belli bilgiler toplanarak ödülün, Akdeniz Koruma Derneği adına bana verilmesine karar vermişler. Bu ödülü Türkiye olarak alıyoruz. Demek ki bugüne kadar sivil toplum kuruluşu olarak yanımızda duran diğer paydaşlar ve devlet kurumlarıyla güzel bir iş ortaya çıkarmışız, başkalarından daha ileriye gitmişiz. Bu başarının daha katlanarak gitmemesi için hiçbir sebep yok, aslında ödülün bizim için en büyük anlamı bu. Bunun bir fırsat olarak kullanılıp Türkiye&#8217;nin deniz koruma alanlarında Avrupa lideri olmaması için hiçbir sebep yok, zaten çok iyi gidiyoruz, küçük şeyler yapmamız gerekiyor.&#8221;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-1594 size-full" src="https://www.insanvedoga.com/wp-content/uploads/2023/11/yesilnobel_1.webp" alt="" width="960" height="640" srcset="https://www.insanvedoga.com/wp-content/uploads/2023/11/yesilnobel_1.webp 960w, https://www.insanvedoga.com/wp-content/uploads/2023/11/yesilnobel_1-300x200.webp 300w, https://www.insanvedoga.com/wp-content/uploads/2023/11/yesilnobel_1-768x512.webp 768w, https://www.insanvedoga.com/wp-content/uploads/2023/11/yesilnobel_1-150x100.webp 150w" sizes="auto, (max-width: 960px) 100vw, 960px" /></p>
<p><strong>&#8220;TÜRKİYE&#8217;NİN AKDENİZ SULARININ ALTINDA HİÇBİR ŞEY KALMAMIŞ GİBİYDİ&#8221;</strong></p>
<p>Çevrenin korunmasına ilişkin faaliyetlerinden bahseden Kızılkaya, koruma alanlarıyla ilgili yaklaşık 10 yıl boyunca Uzak Doğu&#8217;da çalışmalar yürüttüğünü ve 2007&#8217;de Türkiye&#8217;ye döndüğünü anlattı.</p>
<p>Kızılkaya, &#8220;Yıllar sonra su altına bakma şansım olunca sanki nükleer savaş olmuş ve Türkiye&#8217;nin Akdeniz sularının altında hiçbir şey kalmamış gibiydi. Bütün Akdeniz&#8217;de bir araştırma yaptık ve gördük ki Gökova en az balık olan yer ve Türkiye ekosistemi en fazla tahrip olan yer. Türkiye&#8217;de balıkçılığa kapalı alanların yaratılması gerekiyordu, bu dünyada yapılan bir şey, inanılmaz başarılı örnekleri var. &#8216;Niye Türkiye&#8217;de olmasın?&#8217; diye başladığımız mücadele, Gökova&#8217;daki alanların 2013&#8217;te ilan edilmesiyle sürdü&#8221; diye konuştu.</p>
<p>İlan edilen alanların korunması amacıyla koruculuk sistemi geliştirmek için yola çıktıklarını aktaran Kızılkaya, Sahil Güvenlik Komutanlığının desteğiyle bu sistemin geliştiğinin ve Akdeniz Koruma Derneğinin bu konuda bir otorite konumuna geldiğinin altını çizdi.</p>
<p>Koruculuk sistemi sayesinde yasa dışı avcılığı yüzde 90&#8217;ın üzerinde engellediklerini dile getiren Kızılkaya, &#8220;Gökova&#8217;da balıkçılık 2008&#8217;de çökmüşken, şimdi gelirler inanılmaz hızla artmaya başladı. Demek ki 3 yıl koruyunca oluyor. Korucularımızı, avlanmak istemeyen balıkçılardan seçtik. Bu modeli yaratmak çok önemliydi, başarılı oldu&#8221; dedi.</p>
<p><strong>TEKNOLOJİK SİSTEMLERLE DONATILMIŞ EKİP İŞ BAŞINDA</strong></p>
<p>Sadece koruma çalışmaları yürütmediklerine, 2015&#8217;ten bu yana her yıl su sıcaklıklarını düzenli olarak izlediklerine değinen Kızılkaya şunları söyledi:</p>
<p>&#8220;Koruculardan, saha yöneticilerinden, akademisyenlerden oluşan toplamda 30 kişilik ekibimiz var. Gökova Körfezi&#8217;nde 2 ayrı noktada üssümüz var. Kum köpek balıklarını, Akdeniz foklarını özellikle izliyoruz. Onun dışında Bozburun ve Hisarönü körfezlerinde izleme çalışmalarımız başladı, koruculuk sistemimiz de başlamak üzere. Orada geçen sene büyük bir su altı temizliği yaptık, eski balık çiftliklerinden kalma yaklaşık 15 ton ağ çıkardık. Fethiye Göcek&#8217;te üçüncü senemiz, hem koruculuk sistemi ile koruyoruz, hem de balık sayımı ve diğer ekosistem parametrelerine bakıyoruz. Kaş Kekova&#8217;yı şimdilik sadece izliyoruz, önümüzdeki yıllarda oraya da koruma sistemi ve ofis kurma planlarımız var.&#8221;</p>
<p>Kızılkaya, çalışanların eğitimlerinin her 3 ayda bir yenilendiği, ekiplerinin teknolojik sistemlerle donatıldığı ve özel bir yazılım sayesinde gördükleri her şeyi kaydedebildikleri bilgisini verdi.</p>
<p>Bazı istilacı balık türlerini balıkçılardan satın alarak restoranlara verdiklerini böylece hem denizdeki sayılarının azaldığını hem de balıkçıların buradan para kazandığını kaydeden Kızılkaya, &#8220;İklim değişikliğine karşı istilacı türlerin tüketilmesi, bir şekilde kullanılması, ekosistemden çekilmesi ve koruma alanlarının artırılarak denizin bağışıklığının da artırılması şimdiki çalışmalarımızın en büyük odak noktası&#8221; diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p><strong>GOLDMAN ÇEVRE ÖDÜLÜ&#8217;NÜN ÖZELLİĞİ NEDİR?</strong></p>
<p>San Francisco’lu hayırseverler Richard ve Rhoda Goldman tarafından kurulan Goldman Çevre Vakfı tarafından 1989&#8217;dan bu yana her yıl Goldman Çevre Ödülü veriliyor. <a href="https://www.ntv.com.tr/odul" target="_blank" rel="noopener tag">Ödül</a> kazananlar, dünya çapındaki çevre kuruluşları ve bu alandaki yetkin kişilerden oluşan bir ağ tarafından önerilen adaylar arasından, uluslararası bir jüri tarafından belirleniyor.</p>
<p>Asya, Afrika, Avrupa, Adalar ve Ada Halkları, Kuzey Amerika ve Orta Amerika olmak üzere her yıl dünyanın 6 bölgesinden çevre aktivistlerine verilen ödülün bu yılki kazananları; Türkiye&#8217;den Zafer Kızılkaya, Zambiya&#8217;dan Chilekwa Mumba, Finlandiya&#8217;dan Tero Mustonen, Endonezya&#8217;dan Delima Silalahi, ABD&#8217;den Diane Wilson ve Brezilya&#8217;dan Alessandra Korap Munduruku oldu.</p>
<p><a href="https://www.insanvedoga.com/nasa-mars-uzay-araci-sizinti-sorununu-giderip-2018de-firlatmayi-planliyor/">&#8220;Yeşil Nobel&#8221; ilk kez Türkiye&#8217;den bir isme verildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.insanvedoga.com">İnsan ve Doğa</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.insanvedoga.com/nasa-mars-uzay-araci-sizinti-sorununu-giderip-2018de-firlatmayi-planliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
