<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>insan arşivleri - İnsan ve Doğa</title>
	<atom:link href="https://www.insanvedoga.com/tag/insan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.insanvedoga.com/tag/insan/</link>
	<description>Doğa hakkında son dakika haberler ve güncel bilgiler bulunmaktadır.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 15 Oct 2024 13:10:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.1</generator>
	<item>
		<title>Doğal Isınma Yöntemleri (Elektrikli Battaniyelerin Atası, Tandır)</title>
		<link>https://www.insanvedoga.com/dogal-isinma-yontemleri-elektrikli-battaniyelerin-atasi-tandir/</link>
					<comments>https://www.insanvedoga.com/dogal-isinma-yontemleri-elektrikli-battaniyelerin-atasi-tandir/?noamp=mobile#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[GeZGiN]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Nov 2023 12:47:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[ısınma]]></category>
		<category><![CDATA[ısıtma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://insanvedoga.com/?p=1077</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Kat kaloriferleri, merkezi ısıtma sistemleri, elektrikli sobalar icat edilmeden önce atalarımız acaba nasıl ısınıyordu?.. Bunun için birçok yeşil teknik bulunuyor.Isınma tekniklerinden önce içinde bulunduğumuz kuzey yarıkürenin en soğuk aylarından biri olarak kabul edilen Ocak ayının ismi nereden geldiğini açıklayalım. Ocak kelimesi, İsmet Zeki Eyüpoğlu’nun hazırlamış olduğu Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü’ne göre ateş anlamına gelen &#8230;</p>
<p><a href="https://www.insanvedoga.com/dogal-isinma-yontemleri-elektrikli-battaniyelerin-atasi-tandir/">Doğal Isınma Yöntemleri (Elektrikli Battaniyelerin Atası, Tandır)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.insanvedoga.com">İnsan ve Doğa</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-1135 size-full" src="https://www.insanvedoga.com/wp-content/uploads/2023/11/tandir.webp" alt="" width="869" height="477" srcset="https://www.insanvedoga.com/wp-content/uploads/2023/11/tandir.webp 869w, https://www.insanvedoga.com/wp-content/uploads/2023/11/tandir-300x165.webp 300w, https://www.insanvedoga.com/wp-content/uploads/2023/11/tandir-768x422.webp 768w" sizes="(max-width: 869px) 100vw, 869px" /></p>
<p>Kat kaloriferleri, merkezi ısıtma sistemleri, elektrikli sobalar icat edilmeden önce atalarımız acaba nasıl ısınıyordu?.. Bunun için birçok yeşil teknik bulunuyor.Isınma tekniklerinden önce içinde bulunduğumuz kuzey yarıkürenin en soğuk aylarından biri olarak kabul edilen Ocak ayının ismi nereden geldiğini açıklayalım. Ocak kelimesi, İsmet Zeki Eyüpoğlu’nun hazırlamış olduğu Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü’ne göre ateş anlamına gelen od kelimesinden gelerek odak- ocak, ateş yakılan yer, yuva anlamına geliyor.</p>
<p>Çok eski çağlarda atalarımız, yaşamlarını büyük ölçüde avcılık ve toplayıcılıkla sürdürürken kış aylarında soğuk havanın ve karın etkisiyle dışarıya çıkamıyor ve yapmış oldukları barınaklarda yaktıkları ateşin çevresinde oturuyorlardı. Diğer dönemlerdeyse yaşamlarının büyük bir bölümü dışarıda yani açık havada geçiyor ve barınak adıyla anılan o dönemdeki evlerine sadece yatmak için giriyorlardı. İşte o zamanlarda, yuvalarında yaktıkları ateşin karşısında oturdukları döneme ateş yakılan yer anlamında ocak adı veriliyordu.</p>
<p>Günümüzden yüzyıllar öncesinde kış aylarının dondurucu soğuklarından korunabilmek için çeşitli ısıtma araçları ve teknikleri kullanılıyordu. Yakın zamana kadar ılıman kuşakta yer alan hemen hemen tüm uygarlıklar kentlerini çoğunlukla denizden uzakta bulunan yamaçlara kurmuşlardır. Bunun bir nedeni güvenliğin sağlanmasıdır. â€¹kinci neden de soğuktan korunmak gereksinimi. Denizden uzak ve yamaçlarda kurulmuş yerleşkelerde kış aylarında denizden gelecek ve havanın ısısını düşürecek nemli rüzgarlardan etkilenilmez. Ayrıca, kış aylarında soğuyan havanın ağırlaşarak vadi tabanı, ova gibi düzlük alanlarda birikmesi nedeniyle alçak kesimlerde bulunan düz alanlar her zaman yamaçlara göre daha soğuk olur. Bu nedenle eski dönemlerde soğuğu sevmeyen üzüm bağları ve zeytinlikler hep yamaçlarda kurulmuştur.</p>
<p>Doğal ısınma tekniklerinden bir diğeri de ev yapma biçimleri. Günümüzde her ne kadar apartmanlar, çeşitli çok katlı ve merkezi ısıtma sistemli sitelerde oturulsa da, soğuk havanın etkisini daha çok gösterdiği yüksek rakımlı dağlık bölgelerimizde bulunan köylerde ve yaylalarımızda hala ilkel tipli evler kullanılıyor. Isıyı saklamak için yapılan bu tip evlerin başında, toprağa gömülü olanlar gelmekte. Bu evler, genellikle tek odalı olup toprak altında kazılarak yapılıyor ve üzeri ahşap malzemelerle kaplanarak tekrar toprakla kapatılıyor. Genellikle tek bir penceresi bulunan bu evlerin kapıları, ön cepheye bakan bir çukura açılıyor. Kışın çok ağır geçtiği yerlerde yapılan bu gömme evler, toprağın ısıyı tutma özelliğinden dolayı kışın sıcak olurken, yazın da serin oluyor. Ayrıca toprağın içerisinde bulunan hava taneciklerinden dolayı, iyi yalıtılmış evlerde odanın ortasına yakılmış küçük bir ateşle rahatlıkla ısınılabiliyor. İklimin çok sert olmadığı yerlerde gömülü konutlar, yarısı toprağın içerisinde yarısı dışında kalacak şekilde de yapılabiliyor. Isınma açısından önemli bir diğer ev yapma biçimi de yamaca oyulmuş evler. Bu evlerin özellikleri de gömülü evlere benzemekte. Günümüzde Kapadokya bölgesinde hala kullanılmakta olan bu evlerde, ana kayanın kumtaşı, kil taşı gibi yumuşak malzemeden olduğu yamaçlarda yapılıyor. Kayaların oyulmasının kolay olduğu bu bölgelerde uygun yamaçlarda bulunan oyuk ve mağaralar genişletilerek ön kısmı briket, tuğla ya da doğal taşlarla örülerek ev haline getiriliyor. Bu tip yapılan oyma evler yamacın yapısına göre birkaç odalı olabilmekle birlikte, toprağa gömülü evlerde olduğu gibi kış aylarında sıcak olurken, yaz aylarında serin oluyorlar.</p>
<p>Büyüklerimiz sobalar icat edilmeden önce uzun yıllar mangal aracılığıyla ısınıyorlardı. Yörelere göre, dıngal, korluk, közlük adları da verilen mangallar topraktan ya da metalden yapılıyordu. Çok eskiden yere sabit olarak yapılan mangallar, zaman geçtikçe yerlerini daha küçük ve seyyar olanlarına bıraktı. Genel olarak bu mangallarda odun ve odun kömürü yakılıyor ve alevli yanma bitip odun veya kömürler köz haline geldiğinde mangallar içeriye alınıyordu. İyice yanmış kömürlerin ısısının korunması için közler külle örtülüyordu. Mangallar basit ısıtıcılar olduğu için ısıyı bünyelerinde hapsedemiyor ve közler geçtikten sonra ısıtma yeteneğini kaybediyorlardı. Mangallardan sonra ortaya çıkan maltızlarsa, mangallara göre daha gelişmiş olup içlerinde ızgara sistemi ve ateş tuğlaları bulunuyordu. Bu nedenle maltızlar ısıyı koruyabiliyor ve çevreyi ısıtmanın dışında yemek pişirmeye de yarıyordu. Burhan Oğuz “Türkiye Halkının Kültür Kökenleri” isimli kitabında bazı özel mangalların büyük evlerde tandır adı verilen düzeneklerde bize nasıl kullanıldığını anlatıyor. Günümüzde kullanılan elektrikli battaniyelerin atası sayılabilecek bu yönteme göre, büyük odalarda kullanılan kısa ayaklı, dört köşe bir masanın alt kısmına delikli bir raf yapılır ve üzeri tenekeyle kaplanırdı. Bu tenekeyle kaplanmış rafın üzerine de bir mangal koyulurdu. Bu masanın üzerine tandır yorganı veya tandır kebesi adı verilen, pamuk ya da yünden yapılmış geniş bir örtü örtülerek mangalın ısısı masanın içerisine hapsedilirdi. Ev halkıysa bu masanın çevresine oturarak örtüyü dizlerine çekerek ısınırlardı.</p>
<p>Yapılan istatistik çalışmalarına göre, Anadolu’da en çok kullanılan yakıtların başında tezek geliyor. Büyükbaş hayvanların dışkıları, su ve samanla karıştırılarak hazırlanan tezeklerde hazırlanma yöntemine göre çeşitlere ayrılıyor. Örneğin yaz aylarında hayvan dışkıları toplanarak suyla yoğrulduktan sonra hayvanların yemediği iri samanlarla karıştırılıp tekerlek halinde duvarlara yapıştırılıp kurutuluyordu. Ya da günü güne ahırlardan elde edilen taze gübreler, samanla karıştırılarak kurutuluyordu. Tezekler genellikle ısınma için kullanılırken yemek pişirme de kullanılmıyordu. Ağaç bulunmayan yerlerdeyse ekmek pişen fırınlarda kurutulmuş geven, sütleğen gibi bitkiler kullanılıyordu. O dönemlerde ateş yakmak için kibrit ya da çakmak olmadığı için bizim bildiğimiz kibrit ve çakmaklar yerine çakmak taşları kullanılıyordu. Ancak bunları tutuşturmak için çok çabuk yanabilen malzemelere ihtiyaç vardı. Bunun için kav mantarı adı verilen bir mantarı ya da ceviz ağacının kabukları kullanılıyordu. Ceviz ağacının kabuklarının çabuk tutuşmasını sağlamak amacıyla, bu kabuklar, sütleğen bitkinin yakılmasıyla elde edilen külle kaynatılıp kurutuluyor ve daha sonra havanda dövülerek toz haline getiriliyordu. Mantardan ya da ceviz kabuğundan elde edilen bu kavların üzerinde çakmaktaşı bir demir parçasına vurularak oluşturulan kıvılcımla da ateş yakılıyordu.</p>
<p><a href="https://www.insanvedoga.com/dogal-isinma-yontemleri-elektrikli-battaniyelerin-atasi-tandir/">Doğal Isınma Yöntemleri (Elektrikli Battaniyelerin Atası, Tandır)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.insanvedoga.com">İnsan ve Doğa</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.insanvedoga.com/dogal-isinma-yontemleri-elektrikli-battaniyelerin-atasi-tandir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çevre Kirliliğinin Sınıflandırılması</title>
		<link>https://www.insanvedoga.com/cevre-kirliliginin-siniflandirilmasi/</link>
					<comments>https://www.insanvedoga.com/cevre-kirliliginin-siniflandirilmasi/?noamp=mobile#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[GeZGiN]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Nov 2023 12:47:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://insanvedoga.com/?p=1068</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çevrenin temel unsurlarından olan doğa, kendine has fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklere sahiptir. Bu özelliler dikkate alındığında çevre kirliliği şu bölümlere ayrılır: l. Fiziksel Kirlenme Çevreyi meydana getiren toprak, su ve havanın fiziksel özelliklerinin tamamının veya bir kısmının insan, hayvan ve bitki sağlığını tehdit edecek, olumsuz yönde etkileyecek biçimde bozulması ve değişmesi olayıdır. Örneğin; çeşitli &#8230;</p>
<p><a href="https://www.insanvedoga.com/cevre-kirliliginin-siniflandirilmasi/">Çevre Kirliliğinin Sınıflandırılması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.insanvedoga.com">İnsan ve Doğa</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-1147 size-full" src="https://www.insanvedoga.com/wp-content/uploads/2023/11/ecoset_musornie_othody_08.jpg" alt="" width="600" height="383" srcset="https://www.insanvedoga.com/wp-content/uploads/2023/11/ecoset_musornie_othody_08.jpg 600w, https://www.insanvedoga.com/wp-content/uploads/2023/11/ecoset_musornie_othody_08-300x192.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></p>
<p>Çevrenin temel unsurlarından olan doğa, kendine has fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklere sahiptir. Bu özelliler dikkate alındığında çevre kirliliği şu bölümlere ayrılır:</p>
<p><strong>l. Fiziksel Kirlenme</strong><br />
Çevreyi meydana getiren toprak, su ve havanın fiziksel özelliklerinin tamamının veya bir kısmının insan, hayvan ve bitki sağlığını tehdit edecek, olumsuz yönde etkileyecek biçimde bozulması ve değişmesi olayıdır. Örneğin; çeşitli fabrika atıklarının akarsu ve göllere boşaltılması, doğal erozyon ile toprakların göl ve denizlere taşınması açık kahverenginden, kırmızı siyaha kadar değişen renk almasına neden olmaktadır. Bu olay suların fiziksel kirlenmesidir.</p>
<p><strong>2. Kimyasal Kirlenme</strong><br />
Doğal çevreyi oluşturan toprak, su ve havanın kimyasal özelliklerinin canlıların hayati faaliyetlerini ve aktivitelerini olumsuz yönde etkileyecek biçimde bozulmasıdır. Örneğin; çeşitli fabrika katı ve sıvı atıklarının verimli tarım arazilerine veya akarsu ve nehirlere boşaltılması söz konusu tarım topraklarının, akarsu ve göllerinin zararlı ağır metallerle kirlenerek kimyasal kirlenmeye maruz kaldığım gösterir.</p>
<p><strong>3. Biyolojik Kirlenme</strong><br />
Doğal ortamı oluşturan toprak, hava ve suyun çeşitli mikroorganizmalarla kirlenmesi ve dolayısıyla mikrobiyolojik yapının bozulması mikrobiyal kirlenmeyi, aynı ortamların mikroorganizmalarla kirlenmesi ise biyolojik kirlenmeyi tanımlar. Örneğin, tarım alanlarının kanalizasyon suyu ile sulanması veya kanalizasyon sularının akarsu, göl ve denizlere boşaltılması ile kanalizasyon sularında bulunan hastalık yapıcı mikroorganizmalar toprağa, suya ve atmosfere geçerek bu ortamların mikrobiyolojik kirlenmesine yol açar.</p>
<p><em>Çevre unsurlarına göre çevre kirliliği 4 gruba ayrılır.</em></p>
<p><strong>a)</strong> Hava kirliliği</p>
<p><strong>b)</strong> Toprak kirliliği</p>
<p><strong>c)</strong> Su kirliliği</p>
<p><strong>d)</strong> Ses kirliliği</p>
<p>Bütün dünyada olduğu gibi, ülkemizde özellikle büyük yerleşin, rintlerinde insanların karşılaştığı en büyük çevre sorunu çöplerdir.<br />
Evsel katı atıkların %68&#8217;ini organik atıklar, talan kısmını ise kağıt, karton, tekstil, plastik, deri, metal, ağaç, cam ve kül gibi maddeler oluşturmaktadır.<br />
Ülkemizde yaklaşık günde 65 bin ton çöp üretilmektedir.<br />
Ülkemizde ve dünyadaki katı atık yönetiminin üç temel ilkesi vardır. Bunlar az üretilmesi, atıkların geri kazanılması ve atıkların çevreye zarar vermeden bertaraf edilmesidir.<br />
Çöplerin toplanmasından tutun da, depolanması veya bertaraf edilmesine kadar tüm hizmetlerin bir plan çerçevesinde ele alınması ve öncelikle bu atıkların değerlendirilmesi veya geri kazanılmasına çevreyle uyumlu atık yönetimi denilmektedir.<br />
Uygun şekilde depolanmamış çöpler yeraltı ve yüzeysel su kirliğine, haşerelerin üremesine. çevreye kötü kokuların yayılmasına, görüntü kirliliğine ve çeşitli hayvanlar vasıtasıyla taşıyıcı mikropların yayılmasına neden olmaktadır.<br />
Çöpü kaynağında azaltmazsak, bir gün çöp dağlan arasında nefes alamaz hale getirebiliriz.<br />
Ülkemizde ilk çöp faciası 28.04.1993 tarihinde İstanbul&#8217;un Ümraniye İlçesinde meydana gelmiştir. Yaklaşık 20 yıldır çöp dökümü yapılan sahada usulüne uygun bir döküm yapılmadığı için kayma olmuştur.</p>
<p>Ülkemizde 15 Büyükşehir belediyesinin 6&#8217;sında düzenli depolama yapılmaktadır.<br />
Ülkemizde faaliyette olan bir kompost tesisi bulunmamaktadır.<br />
Denizlerimiz, göllerimiz, yollarımız, parklarımız çöplük değildir. Çöplerin yeri çöp kutularıdır. Her yere çöp atıp çevreyi kirletenleri mutlaka uyarın.<br />
Çöplerinize attığınız pillerin içindeki kimyasal maddeler toprağa ve suya karışarak sizlere zehir olarak geri dönecektir.<br />
İnsan sağlığına zararlı kimyasal maddeler içeren temizlik ürünleri yerine, doğal bileşenlerden oluşmuş ve çevreye zararlı olmayan ürünleri tercih edelim.</p>
<p>Geri dönüşüm ve tekrar kullanımın ötesinde, atıkların özelliklerinden yararlanılarak içindeki bileşenlerin fiziksel, kimyasal veya biyokimyasal yöntemlerle başka ürünlere veya enerjiye çevrilmesine geri kazanım denilmektedir.<br />
Geri kazanımla, doğal kaynaklarımız korunur, enerji tasarrufu sağlanır, ekonomiye katkı sağlanır, çöplüğe giden atık miktarı azalır ve geleceğe yatırım yapılır.<br />
Türkiye&#8217;de atıkların geri kazanımı konusunda uzun yıllardır süregelen çalışmalar vardır. Cam, kağıt, karton, plastik ve metol gibi atıklar özellikle çöp dökme sahalarından ve sokak toplayıcıları kanalı ile sokaklardan toplanmakta ve hammadde kaynağı olarak çeşitli sektörlerde kullanılmaktadır.<br />
Kullanılmış ambalajların ve diğer değerlendirilebilir atıkların genel çöpten ayrı ve temiz olarak toplanması yöntemi geri kazanım sürecinin ilk aşamasını oluşturmaktadır. Ayrı toplanan geri kazanılabilir atıkların geri dönüşüm işlemine tabi tutulabilmesi için cinslerine göre de ayrılmaları gerekmektedir.<br />
Türkiye&#8217;de çöp miktarının yaklaşık % 15-20 sini geri kazanılabilir nitelikli atıklar oluşturmaktadır.<br />
Ambalaj çöp değil, aynı zamanda bir hammaddedir. Yeniden kazanımı mümkün olan ambalajları evlerimizde ayrı toplayalım.<br />
Herhangi bir ürünü alırken geri dönüşümlü olmasına dikkat edelim. Kağıtlarımızı, defterlerimizi tutumlu kullanıp, kullanılmış kağıtları geri kazanalım.<br />
Tükettiğimiz kağıtları çöpe atmak yerine toplayıp ekonomiye kazandırabilir ve çevre kirliliğini önleyebiliriz.<br />
Bir ton kullanılmış beyaz kağıt, geri kazanıldığında 16 adet çam ağacının, bir ton kullanılmış gazete kağıdı geri kazanıldığında ise 8 adet çam ağacının kesilmesi önlenmiş olacaktır.<br />
İnsanların birbirlerine gönderdiği mektupların %44&#8217;ü okunmamaktadır.<br />
Yalnızca 100.000 aile gereksiz yazışmayı durdurursa, her yıl 150000 ağaç kesilmekten kurtulacaktır.<br />
Bir insan, ömrünün 8 ayını, gereksiz yazışma zarflarını açarak geçirmektedir. Bir büro elemanı yılda, 81 kilo yüksek vasıflı kağıdı çöpe atmaktadır.<br />
Bir kere kullanıp atacağımız poşetler yerine, sürekli kullanabileceğimiz bez torba sepet ve fileleri tercih edelim.<br />
Plastikler doğada parçalanma süresi en uzun olan maddeler olduğu için yok edilmesi güçtür. Bu nedenle bu maddeler mümkün olduğunca ayrı biriktirilip geri kazanılmaları sağlanmalıdır.<br />
Plastik ambalaj atıldan yıkanıp granül haline dönüştürülerek ikincil ürün üretiminde hammadde olarak kullanılmaktadır. Sera örtüsü, otomotiv sektöründe plastik torba, marley, pis su borusu elyaf ve dolgu malzemesi, araba yedek parçası yapımında kullanılmaktadır.<br />
Yeni üretime kıyasla, metal ve plastikte %95 enerji tasarrufu sağlarız.<br />
Geri dönen her bir ton cam için yaklaşık 100 litre petrol tasarruf edilmiş olacaktır.<br />
Bir cam şişe doğada 4000 yıl, plastik 1000 yıl, çiklet 5 yıl, bira kutusu 10-100 yıl, sigara filtresi 2 yıl süreyle yok olmamaktadır.<br />
Evsel atıklar arasındaki cam şişe ve kavanozların geri dönüşümü ülkemizde oldukça eski yıllara uzanmaktadır. Renklerine göre ayrılan cam şişe ve kavanozlar ve diğer cam atıklar kırılarak cam tozu haline getirilir. Cam tozu, kum, kireçtaşı ve soda külü ile karıştırılır ve yüksek sıcaklıkta şekillendirilerek yeni ürünlere dönüştürülür.</p>
<p><a href="https://www.insanvedoga.com/cevre-kirliliginin-siniflandirilmasi/">Çevre Kirliliğinin Sınıflandırılması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.insanvedoga.com">İnsan ve Doğa</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.insanvedoga.com/cevre-kirliliginin-siniflandirilmasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsanın Doğaya Etkisi, Etkileri</title>
		<link>https://www.insanvedoga.com/insanin-dogaya-etkisi-etkileri/</link>
					<comments>https://www.insanvedoga.com/insanin-dogaya-etkisi-etkileri/?noamp=mobile#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[GeZGiN]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Nov 2023 12:47:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://insanvedoga.com/?p=1062</guid>

					<description><![CDATA[<p>İçinde bulunduğumuz dönem, dünya tarihinin en hızlı ilerleme ve gelişmelerine sahne olmaktadır. Aklını kullanarak büyük buluşlar gerçekleştiren insanoğlu her geçen gün yeni eserler ortaya koymaktadır. Bilgi birikimi ve yaptığı buluşlarla sanayi devrimini gerçekleştirmiş, insan gücünün yerini makine gücü ile çalışan atölye ve fabrikalar almıştır. Gelişen sanayi ile yoğun üretimler gerçekleştirilmekte ve güçlü ekonomiler oluşturulmaktadır. Bütün &#8230;</p>
<p><a href="https://www.insanvedoga.com/insanin-dogaya-etkisi-etkileri/">İnsanın Doğaya Etkisi, Etkileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.insanvedoga.com">İnsan ve Doğa</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span class="tie-dropcap ">İ</span>çinde bulunduğumuz dönem, dünya tarihinin en hızlı ilerleme ve gelişmelerine sahne olmaktadır. Aklını kullanarak büyük buluşlar gerçekleştiren insanoğlu her geçen gün yeni eserler ortaya koymaktadır. Bilgi birikimi ve yaptığı buluşlarla sanayi devrimini gerçekleştirmiş, insan gücünün yerini makine gücü ile çalışan atölye ve fabrikalar almıştır. Gelişen sanayi ile yoğun üretimler gerçekleştirilmekte ve güçlü ekonomiler oluşturulmaktadır. Bütün bu gelişmeler gerçekleştirilirken doğal zenginlik kaynakları da hızla tüketilmektedir.</p>
<p><span id="more-1062"></span></p>
<h3>Sanayi kirliliği</h3>
<p>İnsanoğlu, Sanayi devriminin ardından daha büyük bir güce sahip olmuş, o zamana kadar kullanılan teknoloji bambaşka bir çehreye bürünmüş ve çevre üzerindeki yıkıcı etkisini her geçen gün hızla artırmıştır.</p>
<p>Sanayileşme, insanın daha çok üretme ve doğal çevreye egemen olma çabasının bir ürünüdür. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde hızla yaygınlaşmaktadır. Sanayi daha çok coğrafi şartların elverişli olduğu yani ulaşımın kolay, doğal kaynakların ve iklimin elverişli olduğu alanlarda yaygınlaşmıştır. Verimli tarım alanlarına kurulan sanayi ve enerji tesisleri doğal ortamın bozulmasına neden olmaktadır. Fabrika bacalarından çıkan zehirli atıkların atmosfere karışması insan sağlığını olumsuz etkilediği gibi yağışlarla birlikte tekrar toprağa, denizlere, göllere ve akarsulara da karışması sonucu bütün canlıları da olumsuz etkilemektedir.</p>
<blockquote class="quote-simple"><p>Great things in business are never done by one person. They&#8217;re done by a team of people. <cite>Steve Jobs</cite></p></blockquote>

		<div class="tie-full-width-img">
			<a href="https://placehold.it/1200x800"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-2754" src="https://placehold.it/1200x800" alt="post-image-3" width="780" height="402" /></a>
		</div>
	

		<div class="tie-padding  has-padding-left has-padding-right" style="padding-left:5%; padding-right:5%; padding-top:0; padding-bottom:0;">

			<p>
<h3>Işık Kirliliği</h3>
<p>Işık kirliliği genel olarak yapay ışık kaynaklarının aşırı derecede kullanılması sonucu ortaya çıkan bir kirlilik türüdür. Özellikle büyük şehirlerde güvenlik amacıyla yolların, sokakların ve caddelerin aydınlatılması, park ve bahçelerde, açık alanlarda güçlü aydınlatıcıların kullanılması, bunların yanında, araba farları, mekânlardaki ışıklandırmalar ve bina aydınlatmaları, gökyüzüne yayılan ışık miktarını sürekli artmaktadır. Yaşanan bu kirlilik giderek artan bir sorun hâline gelmekte psikolojik problemlerin ortaya çıkmasına neden olduğu gibi hayvanlara ve çevreye de zarar vermektedir. Yanlış aydınlatmalar gökyüzünün olağan görüntüsünü bozmaktadır. Yapay ışıkların yanlış kullanılması atmosferde bulunan toz taneciklerine ve moleküllere çarparak gökyüzünün doğal fonunu bozmakta parlak bir hâle getirmektedir. Yaşanan bu kirliliğin gece görüşünü bozduğu, güvenlik ve konforu düşürdüğü, insan sağlığına, ekosisteme zarar verdiği ve enerji israfına neden olduğu bir gerçektir.</p>
<blockquote class="alignleft quote-simple "><p>Doing the best at this moment puts you in the best place for the next moment!<cite> Oprah Winfrey</cite></p></blockquote>
<h3>Radyoaktif Atıklar</h3>
<p>Özellikle nükleer enerji üretiminde meydana gelen radyoaktif maddelerin ayrışması sonucunda geriye kalan ürünlerdir. Radyoaktif kirlenmeye neden olan en etkin kaynaklar nükleer enerji santralleri ve silah üreten fabrikalardır. Bu santrallerde meydana gelen radyoaktif atıklar, yaymış oldukları elektronlarla havayı, suyu, toprağı kirletmekte ve bitkilere zarar vermektedir. Böylece besin zinciri yoluyla bu besinleri tüketen hayvanlara daha sonrada insanlara çok kolay ve hızlı bir şekilde geçmesi, radyoaktif kirlenmenin en tehlikeli özelliğidir.</p>
<h3>Orman Tahribi</h3>
<p>Dünyamızın akciğerleri olan ormanlar bilinçsizce tahrip edilmekte, özellikle yangınlarla her yıl binlerce hektar orman yok olmaktadır. Ormanlarla birlikte birçok canlı türü de zara görmektedir. Tüm canlıların yaşamı için son derece önemli olan ormanlar, iklimi düzenler, insanların ruh sağlığını olumlu etkiler ve doğa sevgisini aşılar. Ülkemizin önemli zenginlik kaynaklarından olan ormanların ülke ekonomisine de birçok katkısı vardır. Topraklarının hatalı işlenmesi, mera ve çayırların bilinçsiz kullanımı, aşırı otlatma vb. sebeplerle oluşan toprak erozyonu, bugün dünyanın birçok bölgesinde olduğu gibi ülkemizde de en önemli çevre sorunlarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Ormanları korumak geleceğimizi garanti altına almaktır.</p>
</p>

		</div>
	
<figure id="attachment_2759" aria-describedby="caption-attachment-2759" style="width: 780px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https:https://placehold.it/1200x800"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-2759" src="https://placehold.it/1200x800" alt="Success is largely a matter of holding on after others have let go." width="780" height="520" /></a><figcaption id="caption-attachment-2759" class="wp-caption-text">Success is largely a matter of holding on after others have let go.</figcaption></figure>
<h3>Su Kirliliği</h3>
<p>Nüfusun hızla artması beraberinde sanayinin hızla gelişmesine ve kalabalık kentlerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla sayıları gün geçtikçe artan sanayi kuruluşlarının katı, sıvı ve gaz atıklarının arıtılmadan doğaya bırakılması, tarım ilaçları ve kimyasal gübrelerin bilinçsizce kullanılması suları kirletmektedir. Kanalizasyon sularının doğaya bırakılması, nükleer atıklar, kimyasal maddeler, asit yağmurları ve çöplerden sızan maddelerde suları kirletmektedir. Kirlilik nedeniyle sudaki oksijen miktarı azalmakta bu durum suda yaşayan canlılara zarar verdiği gibi, kirlenen sular, insanlarda da sağlık sorunlarına neden olmaktadır.</p>
<p>Su kirliliği her geçen gün dünyamızı daha fazla tehdit etmekte çeşitli canlı türlerinin ve biyolojik toplulukların yok olmasına neden olmaktadır. İçindeki zararlı bileşenleri barındıran her türlü atığın yeterli arıtma işlemi yapılmadan havzalara bırakılmasıyla hem yeryüzü suları hem de yer altı suları kirlenmekte ve canlı yaşamını tehdit etmektedir. İnsanlar beslenme ve giyinme ihtiyaçlarını karşılamak için tarımla uğraşmışlardır. Tarım ürünlerini üretme hırsı nedeniyle zirai ilaç kullanımı, aşırı gübre kullanımı, yanlış sulama sorunlarını da beraberinde getirmiştir. Bir zamanlar dünyanın dördüncü büyük gölü olan Aral Gölü pamuk rekoltesini artırabilmek için Sovyetler Birliği döneminde bilinçsiz ve fazla su çekimi yüzünden çölleşmiştir. Aral Gölü tarih boyunca insan eliyle gerçekleştirilen en büyük doğal afetlerden birisidir. Aral Gölü kırk yıl kadar bir sürede kuruyup çöle dönmüştür. Bir zamanlar teknelerin yüzdüğü göl bugün çorak bir hâl almıştır.</p>

		<div class="tie-padding  has-padding-left has-padding-right" style="padding-left:5%; padding-right:5%; padding-top:0; padding-bottom:0;">

			<p>
<h3><a href="https:https://placehold.it/1200x800"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright size-full wp-image-2738" src="https://placehold.it/1200x800" alt="post-image-1" width="330" height="495" /></a></h3>
<h3>Toprak Kirliliği</h3>
<p>Toprak, canlıların beslendiği, barındığı ve üzerinde yaşadığı yerdir. Yaşamın kaynağıdır. Bu sebeple toprak dilimizde, ana olarak vurgulanmıştır. Toprak, tıpkı su ve hava gibi, canlıların yaşaması yani ekolojik dengenin sağlanması ve devamlılığı açısından son derece önemlidir. Toprağın üst tabakası, insanların ve diğer canlıların beslenmesinde temel kaynak olduğu gibi yer altı sularının oluşumuna da zemin hazırlamaktadır. Sanayi için de ham madde kaynağı olan toprak, ekonomiye katkı sağlar. Toprak, maalesef kimyasal atıklarla kirletilmekte ve tarım dışı kullanılmaktadır.</p>
<p>Bitki örtüsünün zarar görmesi de erozyon kaçınılmaz kılmakta ve toprak verimsizleşmektedir. Yurdumuzda erozyonu önlemek, pek çok canlıya barınak oluşturmak, yer üstü ve yer altı sularının kaybını en aza indirmek amacıyla ağaçlandırma projeleri yapılmaktadır.</p>
<p>İnsanoğlunun doğaya verdiği tahribat, doğanın aleyhine dengeyi, iyice bozmaya başlamıştır. İnsanlığın, doğal kaynakları israfı ve doğayı tahribatı karşısında doğanın kendini yenileyebilmesi oldukça zorlaşmıştır. Mevsimlerin değişmesi, buzulların erimesi doğal dengenin bozulduğunun en önemli göstergesidir. Ormanlarımız acımasızca katledilmekte, denizler kirletilmektedir. Soluduğumuz hava zehirle yüklenmekte, kulaklarımız, gözlerimiz ve beynimiz; gürültü, beton ve metal kirliliği ile doldurulmaktadır. Son yıllarda dünyanın çeşitli yerlerinde sel baskınları, aşırı kuraklık, şiddetli rüzgârlar ve öldürücü yaz sıcakları gibi doğal afetler görülmekte ve sayılarla ifade edilemeyecek kadar mal ve can kaybına neden olmaktadır. Bütün bu olumsuzlukların önüne geçmek ve kirliliği önlemek, günümüzün en önemli sorunlarından biri olmuştur.</p>
<p>Toprak kirliliği büyük bir felakettir. Bu kötü gidişe dur demenin yolu ise insanların en kısa zamanda alışılagelmiş düşünce ve davranışlardan vazgeçmesi olacaktır. Yani, insanoğlu kendini yaşatan özü tüketmeden yaşamını sürdürmek durumundadır. Bu yüzden, daha fazla zaman kaybetmeden, yaşanan çevre problemlerine çözüm bulmak için gerekli kanuni düzenlemeler yapılmalıdır. Çevre problemlerinin bugünkü geldiği durum sadece teknolojiyle veya yasalarla çözülebilecek bir problem değildir. Bu noktada çevre eğitiminin önemi ortaya çıkmaktadır. Doğal çevrenin önemini bilmek, bilgilendirmek ve bilinçli, duyarlı vatandaşlar yetiştirmekten geçer. Doğal, tarihî ve kültürel çevreyi, doğayı tahrip etmeden kullanmak, kirlenen, tahrip olan çevreyi geri kazanma konusunda aktif katılım sağlamak, sorunların çözümünde görev almak, bireylerde çevre bilinci oluşturmakla mümkündür. Çağdaş dünyanın insanı, yurduna yararlı bir birey olmak ve dünya vatandaşlığının bilincinde olmak zorundadır.<br />
</p>

		</div>
	
<p><a href="https://www.insanvedoga.com/insanin-dogaya-etkisi-etkileri/">İnsanın Doğaya Etkisi, Etkileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.insanvedoga.com">İnsan ve Doğa</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.insanvedoga.com/insanin-dogaya-etkisi-etkileri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
